Canan Coşkun, İstanbul - Taraf gazetesinde Balyoz soruşturmasına konu edilen haberler nedeniyle 3 yıl 8 aydır tutuklu bulunan Mehmet Baransu, 2 Eylül 2016’da başlayan dava kapsamında savunmasını yapmaya başladı. Baransu tahliye edilmezken, mahkeme duruşmayı 3-4 Ocak 2019'a erteledi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Balyoz soruşturmasında kumpas kurulduğu iddiaları ile ilgili davanın 13. duruşması 1 ve 2 Kasım 2018’de görüldü. Duruşmaya Mart 2015’te “devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etmek” suçundan tutuklanan Baransu katıldı. Dava kapsamında Yasemin Çongar, Ahmet Altan, Yıldıray Oğur ve Tuncay Opçin de yargılanıyor. Duruşmaya Altan, Çongar ve Oğur’un avukatları da katıldı. Mahkeme başkanı Fahrettin Düzalan, duruşmanın ilk gününde Baransu’ya iki günün sonunda savunmasını bitirmesini söyledi. Savunmasının ancak bir sonraki duruşmaya biteceğini belirten Baransu, 2 Eylül 2016’da başlayan dava kapsamında ilk savunmasını yapmaya başladı. Baransu, şimdiye dek avukatının olmadığı veya dosyaya çalışamadığı gibi gerekçelerle ilk savunmasını yapmak için süre istiyordu. İki gün boyunca duruşma salonundaki izleyici sayısı 10’u geçmedi. Duruşmayı Baransu’nun eşi ve Article 19 temsilcileri izlerken, ana akım medya mensuplarının duruşmayı takip etmediği gözlendi.
Alaycı ifade
Duruşmaya müdahil olarak katılan Balyoz davası kapsamında cezaevinde kalan CHP Milletvekili Dursun Çiçek, Tümgeneral İhsan Balabanlı, aynı zamanda Cizre faili meçhul cinayetler davası sanığı olan emekli Albay Cemal Temizöz ve emekli Kurmay Albay Suat Aytın da katıldı. Balyoz davası mağdurları, savunması sırasında Baransu’ya çoğunlukla alaycı bir ifadeyle bakıyorlardı. Baransu savunma yaparken, yalnızca mahkeme başkanı ve duruşma savcısı herhangi başka bir işle meşgul değildi ve Baransu ile göz kontağı kuruyorlardı. Üye hakimlerin bilgisayarların arkasında kalan yüzleri seyirci sıralarından görünmüyordu.
Salonda kimse kalmadı
Baransu’nun savunmasının sürdüğü ikinci gün oturumu sırasında fotoğrafçı Çağdaş Erdoğan’ın yargılandığı dava başladı. Bu sırada salondaki az sayıda seyirci Erdoğan’ın duruşmasını takip etmeye gitti. Bu yüzden seyirci sıralarında yalnızca Baransu’nun eşi ve kafasını sıralara koyarak uyuyan bir seyirci kaldı. Baransu, savunmasının bütününe bakıldığında, ordu ile ilgili detaylı bilgilere hakim bir hava içinde konuştu. Bunun yanı sıra savunmasını yargılama ile ilgisi olmayan ayrıntılarla da boğdu.
Çiçek ile atıştı
Savunma sırasında zaman zaman Baransu ile Dursun Çiçek arasında sözlü atışmalar yaşandı. Baransu, “Söylediklerimin yalan olduğunu iddia ediyor müdahiller. Delil olan kitabımı cezaevinden buraya getirmeme izin vermiyorlar ki anlatayım” diye tepki gösterdi. Çiçek de “Yalanlar o kadar çok ki” diyerek Baransu’ya laf attı. Bunun üzerine mahkeme başkanı müdahil sırasından ses çıkmaması için uyarıda bulundu. Baransu, savunmasına devam ederken Dursun Çiçek, mahkeme başkanı Düzalan’a savunmanın sürüp sürmeyeceğini, sıranın kendilerine ne zaman geleceğini sordu. Hakim Düzalan da bunun üzerine Baransu’ya savunmasını toparlamasını söyledi. Dursun Çiçek konuşmaya başlamadan önce mahkeme başkanı Düzalan, Baransu’yu müdahale etmemesi konusunda uyardı.
Tahliye umudu yoktu
Baransu’ya tahliye talebi sorulduğunda umutsuz olduğu gözlendi. Bu yüzden, “Tutuklulukla ilgili bir talepte bulunmuyorum. Bu durumu tiyatro gibi görüyorum. Allah istediği zaman çıkarım cezaevinden” dedi. Baransu’nun tahmin ettiği üzere tahliye çıkmadı. Karar açıklanırken avukatlar, yakınlar ve izleyiciler salondaydı ancak Baransu yoktu. Duruşma 3-4 Ocak 2019’a ertelendi. Mahkeme, Baransu’ya savunmasını tamamlaması için son kez süre verilmesine karar verdi.
BARANSU’NUN SAVUNMASI
Baransu, savunmasına, Balyoz soruşturmasına konu belgelerin kendisine geldiği dönemi anlatarak başladı. O dönem bir oğlu olduğunu anlatan Baransu, uzun uzun oğlunun o dönem yaşadığı sağlık sorunlarını aktardı. Baransu’nun savunmasından satır başladı şöyle:
“CD’leri tanımadığım biri verdi”
“Gazeteye çok sık uğramıyordum. Hastane masrafları için gittiğim gün o meşhur 4 tane CD geldi. Bavul 9-10 gün sonra verildi. Gazetenin yakınlarında kahve almaya gittiğimde biri benimle tanışmak istediğini söyledi. Sanırım günlük hareketlerimi biliyordu. Tanımıyorum kimden aldığımı. Emekli olduğunu söyleyen biriydi. Darbe planını anlattı. Haber yayımlandıktan sonra Erdoğan ve Abdullah Gül “bunlardan haberdardık” açıklaması yaptı. Balyoz semineri kasetini bu kişilere veren kim? Bu plan bana yabancı değildi çünkü 2003’de Çetin Doğan’ın darbe planladığını tüm Türkiye biliyordu. 2007’de Nokta dergisi günlükler yayınlamıştı oradan biliyorduk. Mustafa Balbay gözaltına alındı ve günlükleri ele geçirildi. Balbay, İlhan Selçuk, İbrahim Yıldız o dönemin MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun ile görüşmüş ve darbeye hazır olduklarına ilişkin notlar alınmıştı.”
“CD’leri tutanakla teslim ettim”
“Haberi yaptıktan sonra bir sürü tantana çıktı. Haberden 1 gün sonra aralarında Yıldıray Oğur’un abisinin de bulunduğu 10-15 kişi Beşiktaş’taki adliyeye gitmiş ve suç duyurusunda bulunmuş ve soruşturma başlatılmış. Turan Çolakkadı da benden elimizde ne varsa vermemizi istedi. Ben de CD’leri tutanakla teslim ettim. Bize gelen CD’lerde savaş planını görmedik. Darbe planlayanlar “Biz Yunanistan ile harp oyunu oynadık. Afet senaryosu için insanları stadyumlara topladık” dediler. Milletin aklıyla oyun oynuyorlar. Taraf gazetesinde bununla ilgili bir şey yoktu. Beni neden suçluyorsunuz o zaman? Hangi belgeyi tahrif ettiğimi bilmiyorum. Hiç görmediğim Egemen Harekat Planı’nı tahrif etmekten yargılanıyorum.”
“15 Temmuz’un kopyası”
“Çetin Doğan’ın darbe planı 15 Temmuz’un birebir kopyasıdır. 15 Temmuzcular hazır planı alıp uygulamışlar. Bir darbe planı yapmaya çalışıyorlardı. Çetin Doğan 28 Şubat davasında müebbet hapis cezası aldı. Doğan, Batı Çalışma Grubu’nun etkin isimlerindendi. Ben 28 Şubat süreciyle mücadele eden biriydim. Bana kimse talimat veremez. Ben öyle bir gazeteciyim. Balyoz seminerinde gösterilen haritada tanklar Bağcılar’a, Fatih’e gidiyor. Yunanistan ile savaş planı ise İpsala’ya doğru gitmek yerine niye ters yöne gidiyorlar? 15 Temmuz’da da aynı şeyler oldu.”
Şikayetçilere FETÖ suçlaması
“Bana orduyu tasfiye etme suçu yöneltiliyor. Çetin Doğan 2003’te emekli olmuş, ben nasıl tasfiye etmişim? Balyoz’u akladıkları için 15 Temmuz oldu. Burada 1-2 şikayetçiden FETÖ çıkar, benden FETÖ çıkmaz. Mehmet Partigöç’ü ben yazdım kitabımda. İlker Başbuğ kendisini korudu, ben korumadım. Tuncay Opçin benden belge alır, ben ondan belge falan almam.”
“Operasyonu Soylu’dan duydum”
“Buradan bir çıkınca Balyozcuların hepsiyle yayına katılmak istiyorum. Ben tek onlar hepsi. (…) Yıldıray Oğur doktora tezi için bu belgelerden bazılarını istedi benden. Şimdi bana iftira atıyor.
(…) Şimdiki tecrübem olsaydı Balyoz’a mesafeli bakardım. Ben bana bu şekilde operasyon olacağını bir gazeteci arkadaşım aracılığıyla Süleyman Soylu’dan duydum. Şike davasına da Aziz Yıldırım’ın gönlü olsun diye katıldım.”