Stand-up gösterisindeki esprileri nedeniyle 88 gündür tutuklu olan komedyen Deniz Göktaş, "Cumhurbaşkanına hakaret" ve "dini değerleri aşağılama" suçlarından toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından beraat kararı verdi ve Göktaş'ın tahliyesine hükmetti.
İstanbul - Komedyen Deniz Göktaş hakkında "Cumhurbaşkanına hakaret" (TCK 299), "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" (TCK 216) ve "suçu ve suçluyu övme" (TCK 215) suçlamalarıyla açılan davanın ilk duruşması 28 Eylül'de İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Mahkeme, Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, iddianamede "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" olarak yer alan suçlamayı "dini değerleri aşağılama" kapsamında değerlendirerek 7 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı. "Suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraat kararı verdi. Yaklaşık bir buçuk saatlik müzakerenin ardından açıklanan kararla birlikte Göktaş tahliye edildi.
Gazeteciler salona alınmadı
Duruşma öncesinde adliyede olağanüstü güvenlik önlemleri alındı. Salonun önü bariyerlerle kapatıldı; gazeteciler içeri alınmazken bariyerlerin içine yalnızca polisler, avukatlar ve siyasetçiler girebildi. Duruşma, Göktaş'ı Tekirdağ'ın Çorlu ilçesindeki Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nden getiren aracın yağmur nedeniyle gecikmesi üzerine yaklaşık bir saat geç başladı. Duruşmayı izlemek isteyen çok sayıda avukat için karşıdaki salon açıldı ve duruşma burada SEGBİS üzerinden izlendi. Kalabalık ve havasız salonda, dışarıdan gelen yoğun ses nedeniyle hâkimin ve savunmaların sesi zaman zaman duyulamadı. Göktaş duruşma boyunca üç jandarma görevlisinin arasında oturtuldu.
"Sadece dört cümlem için 88 gündür hücrede tutuldum"
Kamuoyunda "kuyu tipi" olarak bilinen cezaevinde 3 Temmuz'dan bu yana güneş görmeyen bir hücrede tutulduğunu anlatan Göktaş, savunmasında şunları söyledi: "Sadece dört cümlem için 88 gündür hücrede tutuldum. Bir komedyen olarak bu benim için gurur verici, işime olan inancım arttı. Ama bir vatandaş olarak bu durum, ülkemdeki ifade özgürlüğü açısından üzücü. Benim tek korkum, tutuklanmamın başka komedyenlerin korkmasına neden olması."
Göktaş, yargılamaya konu olan cümleleri "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Ekim 2023'ten Haziran 2026'ya kadar 198 kez, 100 binden fazla seyirci önünde söylediğini ve bu süre boyunca tek bir şikâyet almadığını belirtti. Göktaş'a göre suçlamalar, gösterinin 24 Haziran'da YouTube'da yayımlanmasının ardından sosyal medyadaki trol hesaplarının başlattığı kampanyayla gündeme geldi. Göktaş, kendisini önce "Cumhurbaşkanına hakaret" esprisiyle hedef gösteren hesapların beklediği tepkiyi alamayınca dini konulara yöneldiğini, esprilerin bağlamından koparılarak paylaşıldığını ve CİMER'e şikâyet kampanyası başlatıldığını anlattı.
Savcılığın "kamu barışının bozulduğu" iddiasına dayanak gösterdiği 185 CİMER şikâyetini tek tek incelediğini söyleyen Göktaş, gösterinin en çok gündemde olduğu ilk üç günde yalnızca bir şikâyet yapıldığını, bunun da dini konularla değil Cumhurbaşkanı ile ilgili olduğunu vurguladı. Şikâyetlerden ikisinde idam edilmesinin talep edildiğini de aktardı.
Göktaş, yurt dışına kaçtığı yönündeki iddiaları da yanıtladı. Her yıl turnesinin ardından yurt dışındaki arkadaşlarını ziyaret ettiğini, gitmeden önce bedelli askerlik ücretini yatırdığını belirten Göktaş, soruşturma haberini alınca Türkiye'ye döndüğünü, havalimanında kendisini gözaltına alan polislerin "Deniz, niye döndün?" diye sorduğunu anlattı. Kendi isteğiyle teslim olmasına rağmen ters kelepçe takıldığını ve görüntülerinin çekildiğini söyledi.
Savcılık sorgusunun ardından, üç kez reddetmesine rağmen adliye koridorunda zorla CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüğünü anlatan Göktaş, "Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Avukatlarımı bile göremezken ellerim kelepçeli bir hâlde neden zorla görüştürüldüm, hâlâ merak ediyorum" dedi.
Göktaş, "utangaç diktatör" esprisine ilişkin olarak "diktatör" ifadesinin bir hakaret değil siyasi bir niteleme olduğunu savundu. Levent Kırca ve Ferhan Şensoy'u izleyerek büyüdüğünü, o dönemde çok daha sert politik mizahın yargı konusu olmadığını belirten Göktaş, yasaların değişmediğini, değişenin yöneticiler olduğunu söyledi ve ekledi: "Komedyenlerin şakalarından rahatsız olan güç sahiplerine karşı komedyenleri, sanatçıları korumak sizin, yargının görevidir. Eğer bu ülkede politik mizah hâlâ yasak değilse benim 'diktatör' şakam da suç değildir."
Haşema esprisi nedeniyle yöneltilen suçlamaya da değinen Göktaş, esprinin haşemalı kadınlara yönelik önyargıyı hedef aldığını, seyirciyi bu önyargıyla yüzleştiren bir "ters köşe" olduğunu ve iddianamenin esprinin anlamını tam tersine çevirdiğini söyledi.
Avukat: "İhbar yok, niye uyuşturucu testi yapıldı?"
Göktaş'ın avukatı Metin Sinan Arslan, tutukluluk sürecinde Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu'na aykırı uygulamalar yaşandığını söyledi. Arslan, "Göktaş'ın itibarını sarsmak için teşhir yürüyüşü yaptırılmıştır. Daha da kötüsü, Deniz Göktaş'a uyuşturucu testi yapıldı. İhbar yok, niye uyuşturucu testi yapıldı? 88 gündür testin hâlâ sonucu yok" dedi. Göktaş'ın savcılık sorgusu sırasında bir siyasetçiyle görüştürülmesini de eleştiren Arslan, "İnsanlar savcı katında ailesiyle bile görüştürülmezken neden, ne amaçla bir siyasetçiyle görüştürülüyor?" diye sordu.
Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarından örnekler aktaran Arslan, 198 gösteride tek bir şikâyet olmadığını, dosyada yalnızca 185 CİMER şikâyeti bulunduğunu belirterek kamu barışının tek başına CİMER başvurularıyla bozulamayacağına ilişkin Yargıtay kararlarının bulunduğunu vurguladı.
Savcı cezalandırılmasını istedi
Esas hakkındaki mütalaasında savcı, "utangaç diktatör" esprisinin tamamını okuyarak bu sözlerin eleştiri sınırlarını aştığını ve hakaret suçunu oluşturduğunu savundu. Oruç tutan canlı bomba, dini kitaplar ve haşema esprilerinin "halkın dini değerlerini aşağıladığını" ileri süren savcı, CİMER şikâyetlerini de gerekçe gösterdi. Daltonlar esprisiyle "suçu ve suçluyu övme" suçunun işlendiğini de savunan savcı, Göktaş'ın tüm suçlamalardan cezalandırılmasını ve hükümle birlikte tahliyesini talep etti.
Müşteki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatı Ahmet Özeri tarafından yetkilendirilen avukat da davaya katılma talebinde bulunarak Göktaş'ın cezalandırılmasını istedi. Göktaş, özellikle haşema esprisine ilişkin suçlamayı kabul etmediğini söyledi. Avukat Arslan ise mütalaayı kabul etmediklerini, tahliye talebi için teşekkür ettiklerini ancak beraat talep ettiklerini belirtti.
Tahliye edildi, yeniden tutuklandı
Göktaş, 3 Temmuz'da tutuklanmış, tutukluluğunun 57. gününde itiraz üzerine İstanbul 61. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından tahliyesine karar verilmişti. Ancak aynı gün aynı gösterideki Daltonlar esprisi gerekçe gösterilerek "suçu ve suçluyu övme" suçlamasıyla yeniden tutuklanmış, ardından diğer iki suçlamadan da tekrar tutuklanmıştı.

