Gazeteci Can Öztürk'ün yargılandığı Boğaziçi davasında öğrenciler işkenceyi anlattı

Gazeteci Can Öztürk'ün yargılandığı Boğaziçi davasında öğrenciler işkenceyi anlattı
  • Boğaziçi protestolarını izlerken gözaltına alınan gazeteci Can Öztürk ile 14 öğrencinin yargılandığı davada sanıklar, polis çemberinde kötü muamele ve şiddet gördüklerini anlattı.
  • Mahkemede polisler inşaat çukuruna düştüklerini öne sürerken, öğrenciler “çemberden çıkamadık”, “nefes alamadık” diyerek yaşadıklarını aktardı.

MLSA - Boğaziçi Üniversitesi protestolarını takip ederken gözaltına alınan gazeteci Can Öztürk ile 14 öğrencinin, “görevi yaptırmamak için direnme” ve “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılma” suçlamalarıyla yargılandığı davanın duruşması İstanbul 69. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmaya Can Öztürk ile 11 öğrenci katıldı. İki polis müşteki olarak dinlendi.

Müşteki polis S.K., Güvenlik Şube’de görevli olduğunu belirterek olay günü Boğaziçi Üniversitesi’ne gittiklerini söyledi. Eylem sırasında polislere doğru bir yönelme olduğunu, kadın polisler olarak geri çekildiklerini ve bu sırada inşaat çukuruna düştüklerini öne sürdü. S.K., sanıklardan şikâyetçi olduğunu belirtti.

Müşteki polis M.O. ise öğrencilere dağılmaları yönünde uyarı yapıldığını ancak dağılmadıklarını savundu. “Kitlenin polise doğru yönelmesi üzerine” bazı polislerin inşaat çukuruna düştüğünü anlatan M.O., çukurun “4-5 metre derinliğinde” olduğunu ifade etti. Hakimin, inşaat alanında önlem alınıp alınmadığı sorusuna ise alanın “her zamanki gibi çevrildiğini” söyledi.

Sanık avukatları, polislerin çukura düşmesine ilişkin beyanlara itiraz etti. Bir avukatın, öğrencilerin de düşüp düşmediği sorusuna S.K. “hayır” yanıtını verdi. Avukat ise öğrencilerin de düştüğünü gösteren videolar bulunduğunu söyledi.

Başka bir avukatın, “Size iş güvenliği eğitimi verildi mi?” sorusuna S.K., “verilmedi” dedi. “İş kazası nedeniyle size tazminat verildi mi?” sorusuna ise “hayır” yanıtını verdi.

Sanıklardan Begüm Pekgüç, polis beyanlarına karşı çıkarak, “Çemberde olanların çıkabilmesi için koridor açıldığını söylediniz. Ancak biz çemberdeydik, çıkmak istedik ama izin verilmedi. Buna rağmen gözaltına alındım” dedi. Müşteki polis, Pekgüç’e parmağını doğrultarak “Siz eyleminizi rahatça yaptınız, biz sizi sonradan çembere aldık” diye yanıt verdi.

Pekgüç, “Öyleyse neden sadece yurtlarına dönen öğrenciler polis tarafından yerde sürüklendi?” diye sordu. Polis bu soruya yanıt vermedi, “Videolarda varsa…” demekle yetindi.

Pekgüç savunmasında, “Dağılın anonsunu duymadım. Duysaydım da dağılmam mümkün değildi. En öndeydim, çember içine alınmıştık. Çıkmamıza izin verilmedi. Ardından da gözaltına alındık” dedi.

Can Öztürk: "Kimseyi itip kakmadım, aksine polis tarafından şiddete maruz kaldım"

Gazeteci Can Öztürk, müşteki beyanlarına katılmadığını belirterek, “Ben gazeteci olarak olayı izliyordum. Kimseyi itip kakmadım, aksine polis tarafından şiddete maruz kaldım” dedi.

MLSA Hukuk Birimi’nden avukat Didare Hazal Sümeli, “Müvekkilimiz olay yerinde haber takibi için bulunuyordu. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı tarafından verilmiş turkuaz basın kartı da vardır” diyerek beraat talep etti.

Sanıklardan İdil Bayram, “Koridor oluşturmak bir yana, bizi çemberden çıkarmadılar. Nefes alamaz hale geldik. Polise ‘nefes alamıyoruz, çemberi genişletin’ diye yalvardık ancak bunu yapmadılar” dedi. Bayram, “Arkadaşlarımızı yere attılar. Amirlerinin ‘dövmeyin demiyorum ama yere atmayın şunları’ dediğini duydum” ifadelerini kullandı. Bayram, polisin “Buradan ancak mahkemeye çıkarsınız” dediğini de aktardı.

Sanıklardan Merve Mina Pelit, gözaltı sürecinde yaşadıklarını anlatarak, “Hastaneye götürülürken polisler ‘muayeneden önce yüzünde bir şey olmasın, sonra bakarız’ dedi. Muayene sırasında doktor, vücudumdaki morluklara bakıp ‘bir şey olmaz’ diyerek darp raporu düzenlemedi” dedi. Mina, “Tutuklandım. Yaz günü, annem görüşte kolumdaki morlukları görmesin diye uzun kollu giymek zorunda kaldım” ifadelerini kullandı.

Sanık Sefa Sercan Gökoğlu ise “Çemberden çıkamadık. ‘Çıkmak istiyoruz’ dediğimizde polisler ‘sizi buradan biz çıkaracağız’ dedi” diye konuştu. Sercan, “Gözaltı aracının yanında bir arkadaşıma o kadar şiddet uygulandı ki beyaz ayakkabısı tamamen kana bulandı” dedi.

Avukat Karaman: "Burada suçlu olan öğrenciler değil, işvereninizdir"

Sanık avukatları, polis beyanlarının eksik ve gerçeğe aykırı olduğunu söyledi. İnşaat çukurunun belirtilen derinlikte olmadığını, böyle olması halinde daha ağır yaralanmalar görülmesi gerektiğini ifade ettiler. Olayın yaklaşık üç saat sürdüğünü ancak görüntülerin yalnızca 35 dakikalık kısmının dosyaya girdiğini belirten avukatlar, eksik soruşturma nedeniyle beraat talep etti.

Avukatlar ayrıca inşaat alanında yeterli önlem alınmadığını belirterek bilirkişi raporu talep etti. Avukat Pınar Akbina Karaman, "Burada suçlu öğrenciler değil, sizin işvereniniz. Size iş güvenliği eğitimi vermeyen, iş kazasına uğradığınızda tazminat ödemeyen işvereninizdir. Nitekim tazminat dahi alamamışsınız. Polisler kendi teşkilatlarını sorgulamıyor. Biz polislerin de sendika kurmasını savunuyoruz. Bu yönde bir girişim oldu ancak sendikayı kuran polis görevden alındı. Tekrar ediyorum, suçlu burada öğrenciler değil; polisi ve öğrencileri karşı karşıya getirenlerdir” dedi.

Mahkeme, müşteki polislerin davaya katılma talebini kabul etti. Sanık avukatlarının bilirkişi raporu alınması, tüm görüntülerin dosyaya getirilmesi ve soruşturmanın genişletilmesi talepleri reddedildi.

Duruşma 3 Temmuz saat 09.30’a ertelendi.

Image

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) haber alma hakkı, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında faaliyet yürüten bir sivil toplum kuruluşudur. Derneğimiz başta gazeteciler olmak üzere mesleki faaliyetleri sebebiyle yargılanan kişilere hukuki destek vermektedir.