- Bu hafta izlenen dokuz duruşmada toplam 46 kişi yargılandı.
- Duruşmalarda sosyal medya paylaşımları, haber içerikleri, bilirkişi raporları, HTS kayıtları ve gizli tanık beyanları delil olarak tartışıldı.
- Birden fazla dosyada duruşmalar geç başladı; bazı celseler kısa sürdü ve aylar sonrasına ertelendi.
- Bazı salonlarda üniformalı veya sivil poli bulundu; savunmalar sırasında sözlerin kesildiği kaydedildi.
27 Şubat 2026 23–27 Şubat haftasında izlenen dokuz duruşmada toplam 46 kişi yargılandı. Duruşmalarda sosyal medya paylaşımları, haber içerikleri, bilirkişi raporları, HTS kayıtları ve gizli tanık beyanları delil olarak tartışıldı; savunmalar ve savcılığın esas hakkındaki mütalaaları ara kararların çerçevesini belirledi. Birden fazla dosyada duruşmalar geç başladı; bazı celseler kısa sürdü ve ileri tarihlere ertelendi. İzleme notlarında bazı salonlarda kolluk varlığı, bir dosyada SEGBİS bağlantı sorunu ve savunma sırasında söz kesilmesine ilişkin gözlemler yer aldı.
Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gazeteci Yıldız Tar ile yazar İbrahim Elçi’nin “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla yargılandığı davada savunma, adli kontrolün kaldırılmasını ve salondaki silahlı polislerin çıkarılmasını talep etti; mahkeme talepleri reddederek duruşmayı 24 Haziran 2026’ya erteledi. Davaya ilişkin ayrıntılar haberde.
İstanbul 64. Asliye Ceza Mahkemesi’nde gazeteci Engin Deniz İpek’in de aralarında bulunduğu 35 kişinin 2911 sayılı Kanun’a muhalefet suçlamasıyla yargılandığı Saraçhane davasında savunma, dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki fotoğraf eşleştirmelerine itiraz ederek somut delil bulunmadığını vurguldı; savcı esas hakkındaki mütalaasında cezalandırma talep etti; mahkeme bir sonraki celsenin karar duruşması olacağını belirterek dosyayı 4 Mart 2026’ya bıraktı. Gelişmeler haberde.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ETHA muhabiri Züleyha Müldür ve iki sanığın “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” suçlamasıyla yargılandığı dosyada gizli tanık G.T., Müldür’ü hatırlamadığını beyan etti; HTS kayıtları üzerinden sorgulama yapıldı; mahkeme iki sanık yönünden ev hapsini kaldırdı, Müldür hakkındaki yurt dışı yasağını sürdürerek duruşmayı 14 Mayıs 2026’ya erteledi. Ayrıntılar haberde.
İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde gazeteci Feyza Nur Çalıkoğlu’nun “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamasıyla yargılandığı davada iki avukat tanık olarak dinlendi; savcı mütalaasında cezalandırma talep etti; sanık suçun unsurlarının oluşmadığını savundu; mahkeme beraat kararı verdi. Karar haberde.
Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde gazeteci Abdurrahman Gök’ün mesleki faaliyetleri ve itirafçı beyanları gerekçe gösterilerek yargılandığı dosyada müdafii, uzun süredir devam eden yurt dışı yasağına dikkat çekti; mahkeme yasağı kaldırarak dosyayı 16 Haziran 2026’ya erteledi. Gelişme haberde.
Diyarbakır’da avukat Necat Çiçek ve Özüm Vurgun hakkında “örgüt üyeliği” suçlamasıyla yürüyen dosyalarda gizli tanık ve itirafçı beyanları delil olarak yer aldı; mahkemeler adli kontrol tedbirlerini kaldırmayarak duruşmaları ileri tarihlere bıraktı.
İstanbul 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nde gazeteci Zafer Arapkirli hakkında sosyal medya paylaşımları nedeniyle açılan davada savcılık mütalaası sonrası müdafiler süre talep etti; mahkeme duruşmayı 10 Mart 2026’ya erteledi. Duruşmaya ilişkin bilgiler haberde.
İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi’nde akademisyen Emrah Gülsunar hakkında sosyal medya anket paylaşımı nedeniyle açılan davada mahkeme beraat kararı verdi. Karar haberde.
Gazeteci Orhan Bursalı’ya verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının istinaf mahkemesince kaldırıldığı ve beraat kararı verildiği duyuruldu. Karar haberde.
Diğer gelişmeler
Gazeteci Alican Uludağ’ın gözaltı, sorgu ve tutuklanma süreci hafta boyunca gündemdeydi. Paylaşımlarında ve savunmasında yöneltilen suçlamaların sosyal medya paylaşımlarına dayandığını belirten Uludağ’ın “zincirleme Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla tutuklandığı, avukatlarının tutuklama kararına itiraz ettiği ve sürecin adil yargılanma ilkeleri bakımından tartışma yarattığı aktarıldı. Sürece ilişkin değerlendirme analizde.
Tutuklu gazeteciler Pınar Gayıp, Nadiye Gürbüz ve Elif Bayburt’a ilişkin ziyaret ve serbest bırakılmaları yönündeki çağrılar hafta içinde paylaşıldı. Ortak açıklama metinde.
Gazeteci Mehmet Ali Ertaş’ın gözaltına alındığı, SEGBİS üzerinden ifade verdikten sonra serbest bırakıldığı bildirildi. Gelişme haberde.
Kobani davasının karar duruşmasını izlerken fotoğraf çektikleri gerekçesiyle 7 gazeteciye 18’er gün hapis cezası verildiği açıklandı. Karar haberde.
Tahliye edilmesi gerektiği halde "pişmanlık göstermediği" iddiasıyla cezaevinde tutulmaya devam ede gazeteci Ali Barış Kurt’un MLSA'ya mesaj gönderek mesajda hiçbir somut gerekçe gösterilmeden tahliyesinin engellendiğini aktardı. Açıklama haberde.
Gazeteci Hakan Tosun cinayetine ilişkin fezleke ve avukatların basın toplantısı da haftanın gündeminde yer aldı. Ayrıntılar haberde.
Adil yargılamaya ilişkin tespitler
Bu hafta izlenen duruşmalarda adil yargılanma güvenceleri bakımından dikkat çeken ortak başlıklar öne çıktı. Birden fazla dosyada heyet gecikmesi nedeniyle duruşmalar geç başladı; bazı celselerde savunma sırasında müdafilerin sözünün kesildiği kaydedildi. Bir dosyada SEGBİS bağlantı sorunu yaşanırken, bazı salonlarda üniformalı ve sivil kolluk varlığı gözlemlendi.
Gizli tanık beyanlarının esaslı delil olarak sunulduğu dosyalarda, savunma tarafı tanık anlatımlarının soyut ve denetime elverişsiz olduğunu belirterek çelişmeli yargılama ilkesine vurgu yaptı. “Halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” ve “örgüt üyeliği” suçlamalarının dayandığı dosyalarda, sosyal medya paylaşımları ve mesleki faaliyetlerin delil olarak değerlendirilmesi savunmaların merkezini oluşturdu.
Haftalık veriler, yargılamaların süreklilik ve makul sürede sonuçlanma ilkesi bakımından da tartışma yarattığını gösterdi. İzlenen dokuz duruşmanın önemli bir bölümünde celseler ortalama 20 ila 40 dakika gecikmeyle başladı; bazı duruşmalar 10–15 dakika gibi kısa sürelerde tamamlandı.
Buna karşılık görülen celselerin büyük kısmı ikinci, üçüncü, hatta onuncu duruşma niteliğindeydi. Özellikle örgüt üyeliği suçlamasıyla yürüyen dosyalarda yargılamaların yıllara yayıldığı, adli kontrol tedbirlerinin uzun süre devam ettiği ve esas hakkında karar verilmeden dosyaların ertelendiği görüldü. Kısa süren celselere rağmen karar verilmemesi ve dosyaların aylar sonrasına ertelenmesi, uzun yargılama sorunu ve belirsizlik hâlinin sanıklar üzerinde devam ettiğini ortaya koydu.

