Duruşma Haberleri

Alican Uludağ nasıl tutuklandı? Adil yargılama yönünden tartışmalı adımlar

Alican Uludağ nasıl tutuklandı? Adil yargılama yönünden tartışmalı adımlar

 

Fotoğraf: Batu Bozkürk

 

  • Gazeteci Alican Uludağ hakkında soruşturma, 19 Şubat’ta yaptığı bir sosyal medya paylaşımı sonrası başlatıldı.
  • Dosyaya daha sonra 2025 yılına ait 22 ayrı paylaşım eklendi; suç tarihi ve kapsamı değiştirildi
  • Soruşturma, yetkili yerin Ankara olduğu savunulmasına rağmen İstanbul’da ve terör savcılığında yürütüldü.
  • Tutuklama kararında "kaçma" ve "delil karartma" şüphesi gösterildi. Ancak, bu gerekçelere somut dayanak gösterilmedi.

Semra Pelek

Gazeteci Alican Uludağ’ın tutuklanmasına giden süreç, 19 Şubat günü yaptığı bir sosyal medya paylaşımıyla başladı. Uludağ’ın avukatı Abbas Yalçın, soruşturmanın İstanbul’da yürütülmesinin hukuki dayanağı olmadığını ve dosyada adil yargılanma hakkını ilgilendiren çok sayıda sorun bulunduğunu söyledi.

1. Soruşturma 19 Şubat’taki paylaşımla başladı

Uludağ, 19 Şubat sabahı saat 10.00’da Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bir basın açıklamasını alıntılayarak paylaşım yaptı. Açıklamada, “Casperlar” olarak bilinen bir yapıya ilişkin yürütülen soruşturmada bazı kamu görevlilerinin örgütle bağlantısına dair tespitlere yer veriliyordu.

Uludağ da bu açıklamayı alıntılayarak mafya yapılanmalarının yalnızca üyelerden ibaret olmadığını, siyasetçi, bürokrat ve yargı mensuplarının da bu yapılarla birlikte hareket edebildiğini belirten bir değerlendirme yaptı.

Bu paylaşımın ardından hakkında Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 301’inci maddesi kapsamında “yargı organlarını aşağılama” suçlamasıyla soruşturma başlatıldı. Bu suçun soruşturulması Adalet Bakanlığı iznine tabi. Aynı gün Bakanlık tarafından soruşturma izni verildi.

Adalet Bakanlığı’na ise soruşturmanın başlamasından 8 gün önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Akın Gürlek atandı. Gürlek daha önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yaptı.

2. Dosyaya geriye dönük paylaşımlar eklendi

Yalçın’a göre 19 Şubat tarihli paylaşım üzerinden soruşturmanın yürütülemeyeceğinin anlaşılması üzerine dosyaya 2025 yılına ait 22 ayrı sosyal medya paylaşımı daha eklendi.

Bu kez suçlamalar TCK 299 (Cumhurbaşkanına hakaret) ve TCK 217/A (halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma) maddelerine dayandırıldı.

Ancak, tutuklamaya sevk yazısında suç tarihi 19 Şubat 2026 olarak gösterildi. Yalçın, bunun doğru olmadığını belirterek, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasına dayanak yapılan paylaşımların tamamının 2025 yılına ait olduğunu söyledi. Paylaşımların en yenisinin yaklaşık dört ay önce, bazılarının ise bir yıl önce yapıldığını ifade etti.

Yalçın, bu süre boyunca Cumhurbaşkanının avukatları tarafından herhangi bir şikâyette bulunulmadığını, Ankara’daki savcılıkların da bu paylaşımlar hakkında soruşturma açmadığını belirtti: “Bir yıl boyunca Cumhurbaşkanının avukatları tarafından herhangi bir şikâyette bulunulmamış. Ankara’daki savcılıklar da bu paylaşımlar nedeniyle bir soruşturma açmamış. Buna rağmen İstanbul’da ve üstelik bir terör savcısı tarafından re’sen soruşturma başlatılıyor.”

3. Soruşturma İstanbul’da ve terör savcılığında yürütüldü

Buna rağmen soruşturma İstanbul’da ve bir terör savcısı tarafından re’sen başlatıldı. Avukat Yalçın, müvekkiline herhangi bir terör suçu isnat edilmediğini, buna rağmen dosyanın terör savcılığında yürütüldüğünü söyledi: “Biz savcıya sorduk: ‘Niçin terör savcılığındayız? Müvekkilimiz terör suçu ile mi suçlanıyor?’ Hayır, terör suçu isnadı yok. Buna rağmen dosya terör savcılığında yürütülüyor.”

Soruşturmanın İstanbul’da yürütülmesine gerekçe olarak Cumhurbaşkanı’nın ikamet adresinin İstanbul’da gösterildiğini aktaran Yalçın, “Yılın büyük bölümünü Ankara’da geçiren ve görevini oradan icra eden bir Cumhurbaşkanı bakımından bu gerekçe hukuki bir açıklama değildir” dedi.

4. “Paylaşımların tamamı yaptığı haberlere dayanıyor”

Yalçın, Uludağ’ın paylaşımlarının tamamının yaptığı haberlere, yargı kararlarına ve resmi açıklamalara dayandığını belirtti. “Hangi paylaşımın yanıltıcı olduğu ya da hangisinde hakaret bulunduğu sorulduğunda somut bir cevap verilemiyor. Biz bu paylaşımların hiçbirinde hakaret görmedik” dedi.

5. Tutuklama gerekçesi: Kaçma ve delil karartma şüphesi

Uludağ, evinden gözaltına alınarak İstanbul’a götürüldü. Uludağ’ın hakimlik sorgusunda “Vize başvurusunda bile bulunmuyorum. Kaçtı denmesin diye vize dahi almıyorum” dediğini aktaran Yalçın, buna rağmen kaçma şüphesi bulunduğu gerekçesiyle tutuklama kararı verildiğini söyledi.

Yalçın, tutuklama gerekçesi olarak kaçma ve delil karartma şüphesinin gösterildiğini söyledi. Oysa suçlamaya konu paylaşımların tamamının dosyada yer aldığını ve başkaca delil bulunmadığını belirtti.

6. “Tutuklama hukuka aykırı”

Yalçın, tutuklama kararına itiraz edeceklerini belirtti. Tutukluluğun devamı halinde dahi infazın Ankara’da sürdürülmesinin mümkün olduğunu, Uludağ’ın eşi ve iki çocuğunun Ankara’da yaşadığını söyledi.

“Bu soruşturmanın hiç açılmaması gerekirdi. Bu tutuklamanın hiç olmaması gerekirdi. Ama olacaksa da bu şekilde olmamalıydı” diyen Yalçın, yürütülen işlemlerin hukuka aykırı olduğunu düşündüklerini ve tüm hukuki başvuruları yapacaklarını ifade etti.

Uludağ ise ifadesinde, “Halka asla yalan söylemedim. İşimi doğru yaptım. Bundan geri adım atmayacağım, susmayacağım” dedi.


Hukuki çerçeve: Yetki, tutuklama ve ifade özgürlüğü

Yetki ve doğal hâkim ilkesi (CMK m.12-13)
Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre soruşturma kural olarak suçun işlendiği yer savcılığınca yürütülür. Yetkinin tartışmalı biçimde belirlenmesi, doğal hâkim güvencesi ve adil yargılanma hakkı bakımından sorun doğurabilir.

Tutuklamanın ölçülülüğü (CMK m.100)
Tutuklama, istisnai bir tedbirdir. Kaçma veya delil karartma şüphesinin somut olgulara dayanması gerekir. Aksi halde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı (Anayasa m.19, AİHS m.5) yönünden ihlal iddiası gündeme gelebilir.

İfade özgürlüğü (Anayasa m.26, AİHS m.10)
Gazetecilerin kamu yararına ilişkin konulardaki eleştirileri ifade özgürlüğü kapsamında korunur. Müdahalenin kanuni, meşru ve demokratik toplumda gerekli olması gerekir. AİHM içtihadında kamu gücünü kullanan kişilere yönelik eleştirilerin daha geniş koruma altında olduğu belirtilir.

Image

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) haber alma hakkı, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında faaliyet yürüten bir sivil toplum kuruluşudur. Derneğimiz başta gazeteciler olmak üzere mesleki faaliyetleri sebebiyle yargılanan kişilere hukuki destek vermektedir.