- Bu hafta izlenen davalarda da adil yargılanma güvencelerine ilişkin ihlaller tespit edildi
- Gazetecilerin yargılandığı dosyada müşteki ara celsede sanık ve müdafilerine haber verilmeden dinlendi; savunmanın soru sorma imkânı ortadan kaldırıldı.
- Birden fazla mahkemede heyet gecikmeleri yaşandı; küçük ve elverişsiz salonlar ile konuşmaların duyulmaması, duruşmaların sağlıklı yürütülmesi bakımından sorun olarak kaydedildi.
- Savunmanın sözünün kesildiği ve bir dosyada savcının esas hakkındaki mütalaayı sanık salonda yokken açıkladığı görüldü.
- İzleyicilerin not almasının engellenmesi ve duruşma koşullarına ilişkin sınırlamalar, yargılamaların aleniyeti ve şeffaflığı bakımından dikkat çekti.
Bu hafta izlenen duruşmalarda, ifade özgürlüğü kapsamındaki yargılamalara eşlik eden adil yargılanma güvencelerine ilişkin ihlal iddiaları belirleyici başlık oldu.
İstanbul’da Halk TV gazetecilerinin yargılandığı dosyada, müşteki konumundaki bilirkişinin daha önce ara celsede, sanıklar ve müdafilerine haber verilmeden dinlendiğinin anlaşılması; savunmanın müştekiyle yüz yüze gelme ve soru sorma imkânının ortadan kalktığı gerekçesiyle “çelişmeli yargılama” ve “yüz yüzelik” ilkeleri bakımından itirazlara yol açtı. Mahkeme, müştekinin katılma talebini kabul ederken reddi hâkim talebini reddetti ve dosyanın incelenmek üzere nöbetçi ağır ceza mahkemesine gönderilmesine karar verdi. Dosyadaki tartışmanın ayrıntıları haberimizde yer aldı.
İstanbul’da akademisyen Aslı Aydemir’in “görevi yaptırmamak için direnme” suçlamasıyla yargılandığı davanın ilk celsesinde ise hem duruşma yönetimi hem de fiziksel koşullar tartışma konusu oldu. Salonun küçük ve havasız olması ve konuşmaların duyulmasını güçleştiren koşulların yanı sıra, sanık ve müdafiinin sözünün sık kesildiğine ve hâkimin hitabına ilişkin gözlemler kaydedildi. Mahkeme, müştekinin katılma talebini kabul etti; rapor ve bilirkişi incelemeleri yönünde ara karar kurarak duruşmayı 23 Haziran 2026’ya erteledi. Celseye ilişkin ayrıntılar haberimizde yer aldı.
Haftanın diğer dosyalarında da heyet gecikmeleri ve salonların elverişsizliği tekrar eden bir sorun olarak öne çıktı. Ankara’daki Umut Davası’nın 14’üncü duruşmasında heyet gecikmesi nedeniyle yargılama geç başlarken, salonun küçük ve havasız olduğu ve gözlemci ile gazetecilerin telefon ve bilgisayar ile not almasına izin verilmediği aktarıldı. Mahkeme, firari sanığa atfedilen aracın emniyet kayıtlarında bulunup bulunmadığının sorulması için Emniyet Genel Müdürlüğü’ne yazı yazılmasına karar vererek duruşmayı 14 Temmuz 2026’ya erteledi.
Haftanın en ağır sonucu, Gezi davası kapsamında yargılanan menajer Ayşe Barım hakkında verildi. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçlaması yönünden Ayşe Barım’a 12 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Karara ilişkin haber Ayşe Barım’a 12 yıl 6 ay hapis: Mahkeme “yardım” hükmü uyguladı başlığıyla yayımlandı.
Gazeteci Ercüment Akdeniz’in HDK soruşturmasından yargılandığı davanın üçüncü duruşması,başlaması gerekenden yaklaşık bir saat geç başladı. Tanık Ali Deli, Akdeniz’i tanımadığını ve suçlamaya konu edilen toplantıda onu görmediğini söyledi. Savunma, adli kontrol kararının kaldırılmasını isteyerek, yurt dışı yasağının bir cezalandırmaya dönüştüğünü belirtti.
Gazetecilere yönelik yargılamalarda ise farklı şehirlerde benzer tedbirler ve ertelemeler izlendi. Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla yargılanan gazeteci Mehmet Üçar’ın dosyasında savunma için süre talep edildi; yurtdışına çıkış yasağı tedbiri uygulanırken duruşma 3 Nisan 2026’ya bırakıldı.
Tatvan 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde “kamu personeline hakaret” suçlamasıyla yargılanan gazeteci Perihan Kaya’nın davasında ise sanık hakkında daha önce çıkarılan yakalama kararının infazının beklenmesi gerekçesiyle duruşma 20 Mayıs 2026’ya ertelendi.
Midyat 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde gazeteci Öznur Değer’in “kamu görevlisine hakaret” suçlamasıyla yargılandığı dosyada duruşma avukatın mazeret talebiyle ertelendi; yeni tarih 26 Haziran 2026 olarak belirlendi. Bu görünüm, gazetecilerin sanık olduğu dosyalarda yargılamaların uzun süreye yayılması ve belirsizlik üretmesi bakımından izlenmesi gereken bir tablo ortaya koydu.
Avukatların sanık olduğu dosyalardan Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Şiar Rişvanoğlu davasında, ilk celsenin heyetin izinli olması nedeniyle geçici heyetle görülmesi ve duruşmanın gecikmesi kaydedildi. Dosyanın temel dayanaklarından biri olarak aktarılan tanık beyanının mahkeme huzurunda geri çekildiği belirtildi; mahkeme adli kontrol tedbirlerini kaldırarak duruşmayı 16 Şubat 2026’ya erteledi.
Savunmanlığı MLSA tarafından üstlenilen yazar Gökhan Yavuzel’in, sosyal medya paylaşımları ve YouTube programındaki ifadeleri gerekçe gösterilerek “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla yargılandığı iki davada beraat etti.
Saraçhane protestolarını takip ederken gözaltına alınan Zişan Gür ile birlikte toplam 66 kişinin yargılandığı davanın ikinci duruşması 25 dakika sürdü.Salonun yetersizliği nedeniyle duruşma İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi salonuna alındı. Duruşma iş yükü nedeniyle 15 dakika geç başladı.
Savcı, Feyza Nur Çalıkoğlu hakkında esas hakkındaki mütalaayı ara verildikten sonra ve sanık salonda yokken açıkladı; cezalandırma talebinde bulundu. Mahkeme, savunmaya ek süre verdi ancak haberde adı geçen avukatların tanık olarak dinlenmesi talebi hakkında hüküm kurmadı.
Bu hafta birden fazla dosyada tekrar eden heyet gecikmesi, salon yetersizliği ve savunmanın sözünün kesilmesi gibi başlıklar, adil yargılanma standartlarının duruşma pratiğinde nasıl etkilendiğini gösteren ortak bir çerçeve oluşturdu.
Diğer gelişmeler
MLSA, Osman Kavala davasına ilişkin AİHM Büyük Dairesi’ne sunduğu üçüncü taraf görüşünde, Türkiye’de AİHM kararlarının “biçimsel olarak tanınıp fiilen uygulanmadığını” belirtti. Görüşte, Kavala dosyasının bireysel bir ihlal olmanın ötesine geçtiği ve Sözleşme sistemini zedeleyen yapısal bir soruna işaret ettiği vurgulandı.
MLSA’nın açtığı dava sonuç verdi: Kürtçe film Rojbash üzerindeki yasak kaldırıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “ticari dolaşıma ve gösterime uygun değildir” kararıyla fiilen yasaklanan Kürtçe film Rojbash hakkında açılan davada Ankara 3. İdare Mahkemesi, yasağın hukuka aykırı olduğuna hükmetti. Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin (MLSA) hukuki desteğiyle yürütülen dava sonucunda verilen karar, sinema alanında ifade özgürlüğü açısından önemli bir emsal niteliği taşıyor.
Gazeteci Alican Uludağ hakkında Gebze'de dört kişinin öldüğü binayla ilgili paylaşımları ile Yargıtay üyesi ve eski Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman'ın şikayeti üzerine iki soruşturma açıldı. Uludağ hakkında, Şule Çet davasında 18 yıl 9 ay hapis cezası alan Berk Akand’ın "tahliye edildiği" yönündeki paylaşımı gerekçesiyle de dava açıldı.

