RTÜK’ün Açık Radyo’nun yayın lisansını iptal etmesine ilişkin yargı süreci Danıştay aşamasına taşındı. İlk derece ve istinaf mahkemelerinin ret kararlarının ardından dosya, temyiz incelemesi için yüksek mahkemeye sunuldu.
Açık Radyo ve hukuk ekibi, İstanbul’da düzenledikleri basın toplantısında süreci yalnızca bir idari yaptırım meselesi olarak değil, ifade özgürlüğünün sınırlarının yeniden çizildiği bir dava olarak değerlendirdi. Yapılan açıklamalarda, verilen kararların medya alanında daha geniş bir etki yaratma potansiyeline sahip olduğu vurgulandı.
Mahkemeler ‘ifade özgürlüğünü mecraya göre sınırladı’
Açılan davalarda, söz konusu ifadenin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, ayrıca canlı yayın formatında konukların sözlerinden doğrudan yayıncının sorumlu tutulamayacağı savunuldu.
Buna rağmen mahkemeler davaları reddetti. Karar gerekçelerinde, kullanılan ifadenin toplumun bir kesimi açısından incitici olabileceği belirtildi. Daha dikkat çekici olan ise, aynı ifadenin bireysel düzeyde korunabileceği ancak bir yayın aracılığıyla ifade edildiğinde farklı değerlendirilebileceği yönündeki yaklaşım oldu.
Bu değerlendirme, ifade özgürlüğünün içeriğine değil, iletildiği mecraya göre sınırlandırıldığı yönünde eleştirilere yol açtı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadında ise ifade özgürlüğünün, özellikle kamusal tartışmalara katkı sunan ifadeler söz konusu olduğunda, geniş yorumlanması gerektiği kabul ediliyor.
‘Caydırıcı etki’ riski
Basın toplantısında yapılan açıklamalarda, lisans iptali gibi ağır yaptırımların yalnızca ilgili yayın kuruluşunu değil, tüm medya alanını etkileyen bir caydırıcı etki yarattığına dikkat çekildi.
Özellikle tartışmalı veya politik nitelikteki konuların medya alanında daha az yer bulmasına yol açabilecek bu tür müdahalelerin, kamunun haber alma hakkını da dolaylı olarak sınırladığı ifade edildi.
Açık Radyo örneği, Türkiye’de idari otoritelerin yayın içerikleri üzerindeki denetiminin hangi noktada ifade özgürlüğüne müdahaleye dönüştüğü sorusunu yeniden gündeme getirdi.
Yayın dijitalde sürüyor
Lisans iptali kararıyla karasal yayını sona eren Açık Radyo, yayın faaliyetlerini dijital platformlarda “Apaçık Radyo” adıyla sürdürdü.
Danıştay’ın vereceği kararın, yalnızca bu başvuru açısından değil, Türkiye’de yayıncılık alanında ifade özgürlüğünün sınırlarının nasıl belirleneceği bakımından da emsal teşkil edebileceği değerlendiriliyor.
Sürecin arka planı
Süreç, 24 Nisan 2024 tarihli bir yayında konuk tarafından dile getirilen “Ermeni soykırımı” ifadesi üzerine başladı. RTÜK, bu ifadeyi gerekçe göstererek Açık Radyo’ya idari para cezası verdi ve programın birden fazla kez durdurulmasına hükmetti.
Ancak yaptırım süreci yalnızca bu aşamayla sınırlı kalmadı. Kurul, yayın durdurma kararına uyulmadığı iddiasıyla Temmuz 2024’te lisans iptaline kadar varan en ağır yaptırımı uyguladı. Açık Radyo ise teknik tebligat sorunları nedeniyle durdurma tarihlerine erişemediklerini ve buna rağmen yükümlülüklerini yerine getirdiklerini belirtti.
Bu noktada tartışma, bir idari ihlalden ziyade, yaptırımın ölçülülüğü ve usule uygunluğu üzerine yoğunlaştı.

