- MLSA Hukuk Birimi savunmanlığını yaptığı, gazeteci Yavuz Akengin’in bir aylık tutukluluğu ve yaklaşık dokuz aydır süren adli kontrol tedbirleri nedeniyle Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yaptı.
- Başvuruda kişi özgürlüğü, adil yargılanma, özel hayat, ifade ve basın özgürlüğü haklarının ihlal edildiği belirtildi.
Gazeteci Yavuz Akengin’in savunmanlığını yürüten Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) avukatları, Akengin hakkında uygulanan tutuklama ve adli kontrol tedbirleri nedeniyle Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundu. Başvuruda, Akengin’in gazetecilik faaliyetleri nedeniyle soruşturmaya maruz kaldığı, bir ay tutuklu kaldığı ve tahliyesinden sonra da yurt dışına çıkış yasağı ile haftada bir gün imza yükümlülüğü altında tutulduğu belirtildi.
Akengin, geçen Haziran ayında savcılık ifadesinin ardından Artvin Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Akengin savunmasında, 2013-2016 yılları arasında kayyım atanana kadar Zaman gazetesinde muhabir olarak çalıştığını, daha sonra farklı işler yapmak zorunda kaldığını anlattı.
Akengin, 2020’de Zaman gazetesinden tanıdığı Selahattin Sevi’nin teklifiyle Kronos adlı haber sitesinde telif karşılığı çalışmaya başladığını, burada editörlük yaptığını ve bir süre Velev adlı internet sitesine de haber gönderdiğini söyledi. Başvuruda, Akengin’in hesabına gelen para transferlerinin bu haberler karşılığında yapılan ödemeler olduğu belirtildi.
Artvin Sulh Ceza Hakimliği, 16 Haziran 2025 tarihli kararla Akengin’in tutuklanmasına karar verdi. Bir ay sonra yapılan tutukluluk incelemesinde ise aynı hakimlik, delillerin toplanmış olması ve adli kontrolün yeterli olacağı gerekçesiyle 16 Temmuz 2025’te tahliye kararı verdi. Ancak, Akengin hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve haftada bir kez en yakın kolluk birimine başvurma yükümlülüğü getirildi.
Akengin’in avukatları bu tedbirlere 31 Mart’ta itiraz etti. Dilekçede, müvekkillerinin gazeteci olduğu, dosyadaki iddiaların gazetecilik faaliyetlerine dayandığı, telefon görüşmelerinin mesleki temaslardan ibaret olduğu ve HTS kayıtlarının tek başına delil sayılamayacağı vurgulandı. Ayrıca soruşturmanın Artvin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmesinin yetki yönünden hukuka aykırı olduğu belirtildi. Artvin 1. Asliye Ceza Mahkemesi ise 3 Nisan’da itirazı reddetti.
Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvuruda, Akengin’in Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının, 36. maddede düzenlenen adil yargılanma hakkının, 20. maddede yer alan özel hayat ve aile hayatına saygı hakkının ve 25, 26 ve 28. maddelerde güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiği vurgulandı.
Başvuruda ayrıca, haftada bir gün imza verme yükümlülüğünün hem aile yaşamını hem de gazetecilik faaliyetlerini ciddi biçimde kısıtladığı belirtildi. Yurt dışına çıkış yasağının da Akengin’in mesleki çalışmalarını engellediği ifade edildi.
Avukatlar, soruşturmada delil olarak gösterilen telefon görüşmeleri ile para transferlerinin gazetecilik faaliyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Başvuruda, Akengin’in görüştüğü kişilerin gazeteci olduğu, bu temasların haber kaynaklarıyla yapılan mesleki görüşmeler olduğu kaydedildi.
Başvuru metninde, Akengin’e yöneltilen suçlamaların dayanağı olarak haber sitelerinden aldığı telif ödemeleri ile gazetecilerle yaptığı telefon görüşmelerinin gösterildiği belirtildi. Avukatlar, bu unsurların gazetecilik faaliyeti kapsamında kaldığını ve suç şüphesi oluşturmadığını savundu.

