- Tutuklu gazeteci Alican Uludağ hakkında açılan davanın ilk duruşması 21 Mayıs’ta Ankara’da görülecek. İkametgâhı ve dava dosyası Ankara’da olmasına rağmen, Uludağ'ın Silivri Cezaevi’nden çıkarılmadan SEGBİS ile ilk duruşmaya bağlanmasına karar verildi.
- Uludağ, “Dosyam Ankara’ya gönderildi ama ben İstanbul’da kaldım. 67 gündür tutukluyum. Hâkimin yüzünü görmeden yargılama mı olur?” diyerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirtti.
MLSA - Tutuklu gazeteci Alican Uludağ hakkında “Cumhurbaşkanı’na alenen hakaret”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçlamalarıyla düzenlenen iddianame kabul edildi.
Uludağ’ın ilk duruşması 21 Mayıs’ta Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Mahkeme, Uludağ’ın duruşmaya tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanmasına karar verdi.
Silivri Cezaevi’nden mesaj gönderen Uludağ, dosyasının Ankara’ya gönderildiğini ancak, kendisinin İstanbul’da tutulmaya devam edildiğini söyledi.
Uludağ, “İstanbul’daki mahkeme, dosyamın İstanbul’da açılmasına yetkisizlik kararı vererek tutuklanma sürecimin hukuka aykırı olduğunu ve kararın yetkisiz bir savcı ile hâkim tarafından verildiğini ortaya koydu. Dosyam Ankara’ya gönderildi ama ben İstanbul’da kaldım” dedi.
Sürgünde tutulduğunu belirten Uludağ, “67 gündür İstanbul’da, evimden 550 kilometre uzakta Silivri Cezaevi’nde sürgündeyim. 26 Şubat’tan beri tek kişilik hücredeyim. Ankara’ya sevk edilmek için Adalet Bakanlığı’na dilekçe verdim, halen ses yok. Bu da yetmezmiş gibi, Ankara’daki mahkeme duruşmaya Silivri’den SEGBİS yoluyla bağlanmama karar verdi” ifadelerini kullandı.
"Gizli sanık uygulaması yapılmak isteniyor"
Uludağ, savunmasını Ankara Adliyesi’nde mahkeme huzurunda yapmak istediğini belirterek şunları söyledi:
“Mahkeme, 16 yıldır muhabir olarak çalıştığım Ankara Adliyesi’nde savunmamı mahkeme huzurunda yapmamı istemiyor. Bu gizlilik neden? 20 Şubat’ta Çağlayan Adliyesi’nde herkesten saklı savcıya ve hâkimliğe çıkarılarak tutuklandım. Şimdi yargılama aşamasında da ‘gizli sanık’ uygulaması yapılmak isteniyor.”
Adil yargılanma ve savunma hakkının ihlal edildiğini söyleyen Uludağ, “Hâkimin yüzünü görmeden yargılama mı olur? Bu uygulamaya son verilmeli” dedi.
Mahkemenin tutukluluğunun devamına karar verdiğini de aktaran Uludağ, kararın gerekçelerinden birinin “kaçma şüphesi” olduğunu söyledi. Uludağ, bu gerekçeye şöyle tepki gösterdi:
“Hâkim buna dair ‘somut olgular var’ diyor. Hangi somut olgu? Ben ısrarla Ankara’ya dönmek isterken, hâkim ‘kaçar’ diyor. Böyle gerçeğe aykırı bir tutuklama gerekçesi olamaz. Beni bıraksanız, döneceğim yer gazetecilik yapmak için Ankara Adliyesi’nin basın odası olur.”
Ne olmuştu?
Gazeteci Alican Uludağ, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek 20 Şubat’ta tutuklandı.
Uludağ hakkında hazırlanan iddianamede, suçlamaları “zincirleme şekilde işlediği” iddia edilerek 19 yıl 4 ay 15 güne kadar hapis cezası talep edildi. İddianamede tek müşteki olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yer aldı.
Uludağ hakkında “Cumhurbaşkanı’na alenen hakaret”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçlamalarıyla iddianame düzenlendi.
Soruşturma önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütüldü. Mahkeme, Uludağ’ın ikametgâhının Ankara’da olması nedeniyle “yetkisizlik” kararı vererek dosyayı Ankara’ya gönderdi.

