- İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü’nde Halep ve Rojava’daki saldırıları protesto ettikleri gerekçesiyle 4’ü tutuklu 6 öğrenci hakkında açılan davanın ilk duruşmasında 4 öğrenci tahliye edildi. İki öğrenci hakkında ise adli kontrol uygulamalarının kaldırılmasına karar verildi.
- Silivri’deki Marmara 6 No’lu Cezaevi’nde tutulan öğrenciler duruşma öncesinde avukatları aracılığıyla gönderdikleri mektupta cezaevinde yaşadıkları işkence ve kötü muameleyi anlattı.
Rabia Çetin
İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü’nde 9 Ocak 2026’da Halep ve Rojava’daki gelişmeleri protesto ettikleri gerekçesiyle 4’ü tutuklu 6 öğrenci hakkında açılan davanın ilk duruşması görüldü. “Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüş”, “dağılmamakta ısrar” ve “suç işlemeye alenen tahrik” suçlamalarıyla yargılanan 6 öğrenciden Emir Sağlam, Doğukan Mağol, Hamit Akay ve Yunus Emre Öksüz hakkında tahliye kararı verildi. Barış Süleymanoğlu ve Berzan Bağatarhan hakkındaki adli kontrol tedbirleri kaldırıldı. Dava 3 Temmuz’a ertelendi.
Kimlik tespitinin ardından ilk savunmayı yapan tutuklulardan Barış Süleymanoğlu
“Rojava’daki katliama ilişkin basın açıklaması yapmak için toplandık. Ancak polis herhangi bir dağılın uyarısında bulunmadan ablukaya aldı. Gözaltı yapmaya başladılar. Hiçbir slogan atmadım. Herhangi bir arbedeye karışmadım, polise direnmedim. Sadece anayasal hakkımızı kullandık” dedi. Berzan Bağatarhan da suçsuz olduğunu belirterek beraat talep etti.
Cezaevindeki işkence ve kötü muamele iddiaları nedeniyle 6 Mart’tan itibaren açlık grevine başlayan ve 27 Mart’ta grevini sonlandıran Doğukan Mağol, protesto sırasında grubun ablukaya alındığını ve uyarı yapılmadan gözaltına alındıklarını öne sürdü. Mağol, olay sırasında bir kişinin gruba saldırdığını, kendisinin de bir arkadaşına yardım etmeye çalıştığını ifade etti. Emir Sağlam ise eylemin anayasal hak kapsamında olduğunu savundu. Hamit Akay ve Yunus Emre Öksüz de polise direnmediklerini belirtti.
Tüm müdafiler adına konuşan avukat Okan Acar, eylemin bir basın açıklaması olduğunu ve yürüyüş yapıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını söyledi. Acar, emniyetin açıklama yapılacak yeri gösterdiğini, öğrencilerin de burada açıklama yaptığını belirtti.
Avukat: Bozkurt işareti yapan kişi hakkında suç duyurusu yapılsın
Acar, olay sırasında Efe Güler isimli bir kişinin “bozkurt” işareti yaparak ortamı provoke ettiğini, yaşanan arbedenin bu kışkırtma sonrası çıktığını ifade etti. Dağılma yönünde herhangi bir uyarı yapılmadığını savunan Acar, müvekkillerinin 2911 sayılı yasa kapsamında anayasal haklarını kullandığını dile getirdi. Acar ayrıca mahkemeden Efe Güler hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.
Savunmada, eylemde herhangi bir örgüt propagandası yapılmadığı, slogan atılmadığı ve silah ya da benzeri bir materyal bulunmadığı vurgulandı. Acar, gözaltı ve tutuklamaların “haksız ve orantısız” olduğunu belirterek beraat talep etti.
Savunmaların ardından esas hakkındaki görüşü sorulan savcı 4 öğrencinin tutukluluk halinin devamına ve eksik hususların giderilmesini talep etti.
Kararını açıklayan hakim, Emir Sağlam, Doğukan Mağol, Hamit Akay, Yunus Emre Öksüz’ğn tahliyesine, Barış Sülleymanoğlu ve Berzan Bağatarhan hakkındaki adli kontrol uygulamalarının kaldırılmasına karar vererek duruşmayı 3 Temmuz saat 14.00’a erteledi.
Cezaevinde işkence iddiası
10 Ocak’ta tutuklanan öğrenciler önce Metris Cezaevi’ne gönderildi. Ardından Silivri’de bulunan Marmara 6 No'lu Cezaevi'ne gönderildi. Öğrencilerden Doğukan Mağol avukatları aracılığıyla gönderdikleri mektupta cezaevinde yaşadıkları işkence ve kötü muameleyi şu sözlerle aktardı:
“6 kişilik odalarda 10 kişi kalıyoruz ve bir kısmımız meydanda kalmak zorunda kalıyoruz. O alanda uyuyoruz, üstümüzü değiştiriyoruz, yemek yiyoruz vs. Günümüzün çoğu o alanda geçiyor. O alanda da 7/24 izleme ve kayıt yapan kamera bulunuyor. Her yere kameranın özel alanımızı ihlal ettiğini ve kaldırılmasını söyledik. Fakat idare yönetimi çeşitli bahaneler sunarak talebimizi kabul etmedi. Buna karşı biz de kendimiz kamerayı kapatma kararı aldık ve kamerayı kapattık.
Ertesi gün (6 Mart) koğuşa 30-35 kişilik gardiyan grubu girdi ve kamerayı kapatan arkadaşı zorla hücreye götürmeye çalıştılar. Buna karşı çıktığımız için bize de saldırdılar. Dakikalarca darp edilerek ve yerde sürüklenerek F-3 koğuşundan B-6’ya hücreye götürüldüm. Vücudumun çeşitli yerlerinde morarma, soyulma, çürük oluştu.
Üç gün ayakkabısız, çıplak ayakla ve montsuz-hırkasız şekilde soğuk hücrede tutuldum. Üç günün sonunda hücreye kıyafetlerim getirildi. 6 Mart’ta süresiz açlık grevine başladım. Vücudumda oluşan yaralar: Kaşımda yara, boğazımda 6-8 yerinde yara, sol dirseğimde soyulma, sol kasımda çürük, sol sırtımda morarıklık, sağ kasımda çürük, sol sırtımda morarıklık, sol ayak parmağında soyulma, sağ belde morarıklık, sol belde soyulma, el bileğimde kızarıklık var.”

