Akademisyenlerin ortak imzasıyla yayımlanan “Bu suça ortak olmayacağız!” bildirisi yayımlanalı 10 yıl oldu. İki yılda 10 KHK ile 406 akademisyen ihraç edildi; geçen 10 yılda 822 dava açıldı. Yüzlerce akademisyen soruşturma ve yaptırımlarla karşılaşırken, yalnızca 18 davada göreve iade kesinleşti.
MLSA- Bundan tam 10 yıl önce 1 Eylül 2016 sabahı yayımlanan 672 sayılı Olağanüstü Hal KHK’sı (Kanun Hükmünde Kararname), Türkiye’de üniversitelerin yakın tarihindeki en büyük tasfiyelerden birinin başlangıç noktalarından biri oldu. KHK’nın ekli listelerinde, sekiz ay önce “Bu suça ortak olmayacağız!” başlıklı bildiriyi imzalayan akademisyenlerin isimleri de vardı.
Bu on yıl içinde bazı akademisyenler üniversitelerinden çıkarıldı, bazıları istifa etmeye ya da emekli olmaya zorlandı. Disiplin soruşturmaları açıldı, gözaltılar ve tutuklamalar yaşandı. İmzacıların bir bölümü mahkeme salonlarına girdi; bazıları hakkında hapis cezaları verildi. KHK ile ihraç edilenler ise yıllar boyunca görevlerine dönmek için idare mahkemelerinden Danıştay’a, Anayasa Mahkemesi’ne uzanan bir hukuk mücadelesi yürüttü.
Barış İçin Akademisyenler’in (BAK) 1 Eylül 2026 tarihli güncel verileri, 11 Ocak 2016’da yayımlanan bildirinin ardından yaşananların yalnızca üniversitelerden ihraçlarla sınırlı olmadığını gösteriyor.
BAK verilerine göre, bildiriyi imzalamaları nedeniyle 437’si kamu, 76’sı vakıf üniversitelerinde olmak üzere toplam 549 akademisyen istifa etti, istifaya zorlandı, emekli oldu, emekliliğe zorlandı, işten çıkarıldı veya OHAL KHK’leriyle kamu görevinden ihraç edildi.
Güncel verilere göre 398’i kamu üniversitelerinden, 8’i vakıf üniversitelerinden olmak üzere toplam 406 akademisyen OHAL KHK’leriyle kamu görevinden ihraç edildi.
KHK ihraçlarının dışında 89 akademisyen işten çıkarıldı, 72 akademisyen istifa etti veya istifaya zorlandı, 27 akademisyen emekli oldu veya emekli olmaya zorlandı.
KHK ile ihraç edilen akademisyenlerden 42’si aynı zamanda işten çıkarılmış veya istifa etmeye zorlanmıştı. BAK, görevine iade edilen 9 akademisyenin toplam rakama dahil edilmediğini belirtiyor.
Böylece bir bildirinin ardından üniversitelerde yaşanan tasfiyenin yalnızca KHK listelerindeki isimlerden ibaret olmadığı ortaya çıkıyor. Bazıları için üniversiteden ayrılmak tek bir kararla gerçekleşti; bazıları içinse süreç istifa, emeklilik ya da işten çıkarma yoluyla ilerledi.
İhraçların ardından akademisyenlerin önemli bir bölümü, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’na başvurdu. Ancak bu başvuruların büyük çoğunluğu sonuçsuz kaldı.
Soruşturmalar, gözaltılar, tutuklamalar
Akademisyenlere yönelik baskı, üniversitelerdeki idari işlemlerle de sınırlı kalmadı. BAK verilerine göre 505 akademisyen hakkında disiplin soruşturması yürütüldü. 112 akademisyenin dosyası, “üniversite öğretim mesleğinden veya kamu görevinden çıkarma” talebiyle YÖK’e gönderildi.
Bunun yanında 101 akademisyen görevden uzaklaştırıldı, 7 akademisyen idari görevinden alındı.
İmzacılardan 70’i gözaltına alındı, 4’ü tutuklandı. Tutuklanan dört akademisyenden üçü 40 gün, biri ise 22 gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. Bu akademisyenler hakkındaki davalar ise sürüyor.
Bir bildiri, yıllarca süren davalar
Akademisyenler, bildirinin yayımlanmasının ardından başlayan yargı süreciyle birlikte yıllar süren davalarla karşı karşıya kaldı. Süreç zaman içinde yüzlerce ayrı dosyaya dönüştü. BAK’ın güncel verilerine göre, “Bu suça ortak olmayacağız!” bildirisine imza atan akademisyenler hakkında toplam 822 dava açıldı.
Yargı süreci, ihraç edilen akademisyenler açısından OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu aşamasıyla da uzadı. Komisyona yapılan başvurulardan 380’i reddedildi. Ret kararı verilenler arasında kamu üniversitelerinden ihraç edilen 375, vakıf üniversitelerinden ihraç edilen 5 akademisyen bulunuyordu. 2017 yılında kurulan Komisyon, ret kararlarını 2021 yılı sonunda açıkladı. Akademisyenlerin mahkemelere başvurabilmesi ancak bu tarihten sonra mümkün oldu; böylece adalete erişim yaklaşık beş yıl boyunca Komisyon sürecine bağlı kaldı.
Bazı davalar hapis cezalarıyla sonuçlandı. BAK’ın veri tabanında yer alan kararlara göre 138 akademisyene 15 ay, 7 akademisyene 18 ay, bir akademisyene 18 ay 22 gün, 18 akademisyene ise 22 ay 15 gün hapis cezası verildi ve hükmün açıklanması geri bırakıldı.
Bazı davalarda verilen hapis cezaları ertelenirken bazıları ertelenmedi.
Böylece bildirinin tek bir cümlesi, akademisyenlerin karşısına yıllar boyunca farklı mahkeme dosyalarında tekrar tekrar çıktı. 11 Ocak 2016’da yayımlanan metin, imzacıları için yalnızca bir siyasi açıklama olarak kalmadı, takip eden on yılın soruşturma, dava ve ihraç süreçlerinin de merkezinde yer aldı.
Süreç yüksek yargıda da devam ediyor
KHK ile ihraç edilen akademisyenlerin açtığı davalarda da süreç kısa sürmedi. BAK’ın 20 Temmuz 2026 tarihli verilerine göre, Danıştay 5. Dairesi dosyaların 18’inde akademisyenler lehine onama, 4’ünde aleyhe onama ve 1’inde aleyhe bozma kararı verdi. Buna karşılık 29 davada akademisyenler lehine bozma kararı verildi. Bu dosyaların bir bölümü yeniden değerlendirilmek üzere ilgili idare mahkemelerine gönderildi.
Hukuki süreç yüksek yargının diğer aşamalarında da devam ediyor. Anayasa Mahkemesi önünde 4 başvuru, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nda ise 9 dava bulunuyor.
KHK listelerine giren isimlerin bir kısmı başka ülkelerde ya da başka kurumlarda akademik hayatlarını sürdürürken, bir kısmı görevlerine dönebilmek için Türkiye’deki mahkemelerde mücadele etmeye devam ediyor.

