- İBB davasında sanık gazeteci Yavuz Oğhan’ın avukatı Hüseyin Ersöz, duruşma salonunda gazetecilerin koşullarının kısıtlanmasının aleniyet ilkesine aykırı olduğunu belirterek mahkemeye dilekçe verdi.
- Ersöz: “Basın mensuplarının şartlarının geriletilmesi değil aksine iyileştirilmesi gerekir. Gazeteciler halkın haber alma hakkı çerçevesinde kamunun gözü kulağıdır.”
MLSA – İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında sanık olarak yargılanan gazeteci Yavuz Oğhan’ın avukatı Hüseyin Ersöz, duruşma salonunda basın mensuplarının çalışma koşullarına ilişkin İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ne dilekçe sundu.
Ersöz, dilekçesinde gazetecilerin duruşmayı takip edebilecekleri koşulların kısıtlanmasının adil yargılanma hakkının bir unsuru olan aleniyet ilkesine aykırı olduğunu belirtti.
Avukat Ersöz, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada da İBB davasının TRT’den yayınlanması tartışmaları sürerken basın mensuplarının çalışma koşullarının geriye götürülmesinin doğru olmadığını ifade etti. Ersöz, “Halkın haber alma hakkını sağlayan basın mensuplarının şartlarının geriletilmesi değil aksine iyileştirilmesi gerekir” dedi.
“Söz verilmediği için dilekçe sunduk”
Ersöz, yaşanan sorunu duruşma sırasında söz alarak dile getirmek istediklerini ancak mahkeme başkanının kendilerine söz vermediğini belirtti. Bu nedenle taleplerini dilekçe yoluyla mahkemeye sunduklarını ifade etti.
Mahkemeye verilen dilekçede, duruşma salonunda basın mensupları için ayrılan bölümün mahkeme heyetine ve sanıklara oldukça uzak olduğu, sesin yeterince ulaşmadığı ve gazetecilerin çalışmasını kolaylaştıracak fiziksel koşulların bulunmadığı belirtildi.
Dilekçede ayrıca gazeteciler için ayrılan bölümde masa bulunmadığı ve elektrik kullanımının mümkün olmadığı gibi sorunların daha önce de dile getirildiği ifade edildi.
“Aleniyet ilkesi yargılamanın şeffaflığını güvence altına alır”
Ersöz dilekçesinde, ceza yargılamasının temel prensiplerinden biri olan aleniyet ilkesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu ile güvence altına alındığını hatırlattı.
Dilekçede, Anayasa Mahkemesi’nin Nevruz Bozkurt kararına atıf yapılarak şu değerlendirmeye yer verildi:
“Yargılamanın açıklığı ilkesinin amacı adli mekanizmanın işleyişini kamu denetimine açarak yargılama faaliyetinin saydamlığını güvence altına almak ve yargılamada keyfiliği önlemektir.”
Gazetecilerin “kamunun gözü ve kulağı” olarak halkın haber alma hakkını sağladığı belirtilen dilekçede, basının yargılamanın aleniyetinin sağlanmasına da katkı sunduğu ifade edildi. Bu nedenle duruşma salonunda basın mensuplarına ayrılan bölümün gazetecilerin yargılamayı takip edebilmesini engellemeyecek fiziksel koşullara sahip olması gerektiği vurgulandı.

