Haberler

Kadın gazeteci olmak: Çalışmak zor, hapislik-işsizlik kolay

Kadın gazeteci olmak: Çalışmak zor, hapislik-işsizlik kolay

 

Meltem Akyol

"Perşembe günü Diyarbakır, Van ve İstanbul'da tutsak kadın gazetecilere kart yolluyoruz. 8 Mart bahanemiz oldu bu kez, kadın özgürlük mücadelesini her alanda yükseltiyoruz. Elden ele yayalım, İstanbul'da olanlarla Beyoğlu PTT önünde buluşalım"
Bu mesajı 4 Mart 2025'te Pınar Gayıp sosyal medya hesabından paylaştı. İçerideki kadın gazetecilere kart gönderelim diyor. Pınar 8 Mart'a hapiste olan kadın gazetecilerden yalnızca bir tanesi. Türkiye'de kadın gazeteci olmak bu demek sanırım.

Taciz, tehdit, mobbing, mansplaining, işsizlik…

Bugün Türkiye'de gazetecilik ve gazetecilerin yaşadıklarına dair sorunlar listesi yazmak uzun sürer. Sadece 2025'in özeti bile hayli uzun. Örneğin Sınır Tanımayan Gazeteciler'in (RSF) 2025 yılı Basın Özgürlüğü Endeksi'ne göre; Türkiye, 180 ülke arasında 159. sıraya geriledi. Avrupa Konseyi Gazetecilerin Güvenliği Platformu 2025 Avrupa Basın Özgürlüğü Raporu'nda Türkiye için "bağımsız gazetecilik açısından Avrupa'daki en zorlayıcı ortamlardan biri" tanımlaması yapılıyor ve ülkenin hukuki taciz, yıldırma ve sansürle karakterize olduğu belirtiliyor. Rapora göre "Belarus, Gürcistan, Sırbistan, Rusya ve Türkiye ile Ukrayna'nın Rus işgali altındaki bölgeleri, basın özgürlüğüne yönelik en fazla tehdidin kaydedildiği yerler oldu". Yine rapora göre protestolar sırasında gazetecilere yönelik fiziksel saldırılarda Türkiye ilk 3'te.

Evet Türkiye'de gazeteci olmak zor, ama kadın gazeteci olmak ise daha zor. Bir yanda gözaltı, tutuklama, yargı tacizi, beri yanda şiddet, baskı, cinsiyetçilik, taciz, mobbing, eşitsizlik, mansplaining… Yanı sıra medyanın eril ve cinsiyetçi haber dili… Dahası şiddet biçimlerinin dijital versiyonu da bugün giderek artan biçimde yaşanıyor.
Avrupa Konseyi Gazetecilerin Güvenliği Platformu'nun raporu kadın gazetecilerin yüzde 87'sinin yaptıkları haberler nedeniyle çevrimiçi şiddet ve istismara uğradığını gösteriyor. Yapay zeka teknolojisindeki gelişmenin gazetecilere yönelik "küresel bir dezenformasyon ve taciz dalgasına yol açtığını" açıklayan RSF'nin yayınladığı yeni analize göre, son iki yılda dünya genelinde tespit edilen "deepfake" saldırılarının yüzde 74'ü kadın gazetecileri hedef aldı.

Somutlayalım… Gazeteci Özlem Gürses, sunduğu bir haberin kesilip bağlamından koparılarak servis edilmesinin ardından hedef gösterildi. Gürses, ölüm ve tecavüz tehditleri aldığını belirterek koruma talep etti: "Telefon numaram servis ediliyor. Telegram'da beni arayıp 80 yaşındaki anneme tecavüz edeceğini ifade eden, WhatsApp'ta IŞİD görünümlü fotoğrafı olan adamlarla muhatap oluyorum" dedi.
Daha da vahimi Gürses yalnız değil. Hemen her gün bir kadın gazeteci, ya da birden fazlası, hedef gösteriliyor, tehdit ediliyor, linç ediliyor. Bir kısmı tutuklanıyor.

Tutuklu gazeteci kadınlar: Bu 8 Mart'ta sokakta olamayacağız ama…

CHP'nin gazeteci kökenli Milletvekili Utku Çakırözer'in hazırladığı 2025 yılı Basın Özgürlüğü Raporu'na göre gazeteciler son bir yılda 610 kez hâkim karşısına çıktı. Türkiye Gazeteciler Sendikası'nın (TGS) verilerine göre Türkiye'de cezaevinde bulunan 15 gazeteci ve medya çalışanı bulunuyor. Bunlardan 4'ü kadın. Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) verilerine göre ise tutuklu gazeteci sayısı 28, 5'i kadın.

Listeye eklenen 3 kadın gazeteci -Pınar Gayıp, Nadiye Gürbüz ve Elif Bayburt- geride bıraktığımız şubat ayında, 3 Şubat 2026'da, Etkin Haber Ajansı'nın (ETHA) Aksaray'daki ofisine yapılan baskınla tutuklandı. Geride bıraktığımız yılın 8 Mart'ında hapisteki gazeteciler için dayanışma çağrısı yapan gazeteciler şimdi hapiste. Suçlamalar ise gazetecilerin günlük mesleki rutini sayılabilecek birçok başlık. Adliye gündemini takip etmek, cenaze ve anmaları izlemek, görüntü almak, haber merkeziyle temas kurmak ve küçük para gönderimleri gibi. Geçen yıl hapisteki kadın gazeteciler için dayanışma mesajları paylaşan Pınar Gayıp, Elif Bayburt ve Nadiye Gürbüz bu 8 Mart'a sokakta haber takibinde değil hapiste. MLSA'ya gönderdikleri mesajları ortak: Gazetecilik iktidar tarafından suç olarak görülüyorsa bu suçu işlemeye devam edeceğiz. Gazetecilik yapmaya devam edeceğiz.

Pınar Gayıp'ın Yeni Yaşam gazetesine gönderdiği bir başka mesaj ise 8 Mart'a dair: "8 Mart günü sokağa çıkacak kadınlarla 25 adımlık bu havalandırmada yürüyen kadınların yürek bütünlüğü ve hiçbir saldırı karşısında alanları terk etmeyen kadınlarla burada direnen kadınların cüreti bir. Bu yıl 8 Mart'ta sokakta olamayacağız ancak sloganlarımız kent kent, meydanlarda yükselen sloganlarla birleşecek. Her yerde direnen kadınlar buluşacak" diyor.

Dışarıdaki kadınlar:

Haber yaparken polisten, söyleşi yaparken bir erkekten şiddet görebilirsiniz. Sahada haber takip ederken erkek meslektaşınız tarafından ezilebilir, şiddet görebilirsiniz. Haberini yaptığınız biri, haberini beğenmezse sizi arayıp cinsiyetçi küfürler edebilir. Gündüz mesai saatinde aradığınız erkek bir haber kaynağınız sizi gecenin bir saatinde arayabilir. İşe girerken evli olup olmadığınız, çocuk doğurup doğurmayacağınız sorgulanır. Çalışırken aynı işi yaptığınız erkeklerle aynı maaşı alamayabilirsiniz. Terfi etmeniz zor, işsiz kalmanız kolaydır.

Gazeteci Eylem Nazlıer meslekte 10 yılını geride bıraktı. Yukarıda saydığımız hemen her şiddet biçimini deneyimlediğini anlatıyor bir çırpıda: "Geçen yıl 8 Mart'ta alanlarda haber takibi yapan arkadaşlarımız Pınar Gayıp, Hatice Duman, Elif Bayburt ve Nadiye Gürbüz bugün tutuklu ve cezaevinde. Dışarıda kalanlarımız ise alanlarda polis şiddetiyle karşı karşıya kalıyoruz. Gözaltına alınmakla tehdit ediliyoruz. Yaptığımız haberler soruşturma konusu oluyor. Sosyal medyada linç ediliyoruz. Küfürlere, hakaretlere maruz kalıyoruz. Ve kadın olduğumuz için bu saldırılar daha da pervasızlaşıyor. Saçımızın rengiyle, kilomuzla, dış görünüşümüzle hedef alınıyoruz. Son iki gündür kadın gazeteciler sosyal medyada açıkça hedef gösteriliyor. Tartışmak yerine 'şunun eşi' diyerek emeğimiz küçümseniyor, yaptığımız iş değersizleştirilmeye çalışılıyor. Sahada zaten başlı başına bir mücadele veriyoruz. Bir de erkek meslektaşlarımızın şiddetiyle karşı karşıya kalıyoruz. Evet, yanlış duymadınız: erkek meslektaşlarımızın. Tüm bunların yanında bir de ağır bir ekonomik gerçeklik var. Aldığımız ücretlerle geçinmek neredeyse imkânsız. Bu nedenle mesleği bırakan kadın meslektaşlarımızın sayısı artıyor. Aslında kadın gazeteciler olarak yaşadıklarımız, bu ülkedeki diğer kadınların yaşadıklarından çok da farklı değil. Ekonomik krizle birlikte biz de yoksullaşıyoruz. Biz de hayatlarımızı kısarak yaşamaya çalışıyoruz"

Sahada erkek gazetecilerle de mücadele…

Kadın gazeteciler alanda kolluk şiddetinden korunmak için yollar ararken diğer yandan da erkek meslektaşlarıyla da mücadele ediyor. Gazeteci Evrim Kepenek, her 8 Mart öncesi kadın gazetecilerin tüm olan biteni takip ederken polis şiddetinden kendini nasıl koruyacağını konuştuğunu söylüyor: "Sahada çalışırken en fazla polislerden şiddet görüyoruz, sadece fiziki şiddet de değil üstelik. Küfürlü konuşmalar ve bağrış çağrış, hakaret. Sadece bu da değil. Alanda 'en iyi fotoğrafı-görüntüyü ben çekeceğim' diyen erkek meslektaşlarla uğraşmak zorunda da kalıyoruz. Yani kadınların gazeteci olduklarını ve erkekler gibi gazetecilik yaptığını hep anlatmak zorundayız" diye anlatıyor bu durumu.

'Yarı zamanlı garson, tam zamanlı gazeteci'
Meslek örgütlerinin verilerine göre gazeteciler arasında işsizlik oranı yüzde 20'yi aşıyor. Burada kadınların durumuna dair özel bir vurgu olmasa da kadınlarda bu sayının daha fazla olduğunu tahmin etmek güç değil. Bir kadın gazeteci, adına Leman diyeceğim, işsiz gazetecilerden biri. "Erkek egemen bir medyada zaten kadın olarak tutunmaya çalışmak çok zor. Hem de en ufak bir problemde gözden çıkarılacak ilk kişi olduğunu bilmene rağmen…" diyerek başlıyor sözüne. "En heyecanlı, en büyük, en kötü, en iyi haberler için kadınlar değil erkekler tercih ediliyordu. İş ararken de ilk tercih edilenler kadınlar değil" diyerek ayrımcılığın yalnızca çalışırken ile sınırlı olmadığını anlatıyor.
İşsizlik uzadıkça bir yandan mesleğini yapmak için yollar ararken ekonomik olarak hayatta kalabilmek için yarı zamanlı garsonluk yapıyor: "Böylelikle hem üç kuruşa o çok sevdiğim işimi yapıyor, diğer yandan geçimimi kazanmaya çalışıyorum. Biliyorum ki yalnız değilim. Biliyorum ki cam tavandan sızan o ayrımcılık ofislerde, alanda ilk bizi vuruyor."

'Vazgeçmeyeceğiz'
Evet tablo pek parlak değil. Öyle kısa sürede de değişecek gibi de görünmüyor. Ama her şeye rağmen mesleğini yapmakta kararlı kadın gazeteciler. Sözleri de ortaklaşıyor: "Gazetecilik suç değil. Kadın gazeteciler tüm zorluklara rağmen mesleğimizden vazgeçmiyoruz. Ve tutuklu kadın gazeteciler serbest bırakılmalıdır."

Image

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) haber alma hakkı, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında faaliyet yürüten bir sivil toplum kuruluşudur. Derneğimiz başta gazeteciler olmak üzere mesleki faaliyetleri sebebiyle yargılanan kişilere hukuki destek vermektedir.