Türkiye'de erişim engelleri 2026'da yalnızca haberleri ve internet sitelerini değil, gazetecilerin, haber sitelerinin, akademisyenlerin ve sivil toplum örgütlerinin sosyal medya hesaplarını da kapsıyor. Kararların çoğu “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması”na yönelik 5651 sayılı Kanun'un 8/A maddesine dayanıyor. Hesap sahipleri ise kararı kimin, hangi gerekçeyle verdiğini çoğu zaman öğrenemiyor. Prof. Dr. Yaman Akdeniz, Prof. Dr. Ceren Sözeri, bilişim hukukçusu Gökhan Ahi ve soL Haber Genel Yayın Yönetmeni Yiğit Günay, erişim engeli mekanizmasının nasıl işlediğini ve ifade özgürlüğü açısından ne anlama geldiğini değerlendirdi
Meltem Akyol
Türkiye'de internette hangi içerikler, hangi gerekçelerle ve ne ölçekte erişime engelleniyor?
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın 4 Eylül 2026'da yaptığı açıklamaya göre yalnızca temmuz ve ağustos aylarında 2 bin 34 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. İfade Özgürlüğü Derneği'nin (İFÖD) 2025 EngelliWeb Raporu'na göre ise 2025 sonu itibarıyla 875 farklı kurum ve hakimlik, 1 milyon 284 bin 464 kararla toplam 1 milyon 505 bin 484 web sitesi ve alan adını erişime engellemişti.
İçişleri Bakanlığı’nın 15 Eylül’den verilerine göre 2026 yılının başından itibaren Türkiye genelinde yürütülen "siber devriye" faaliyetleri kapsamında yaklaşık 40.000 web sayfası kapatıldı ve 73.000 sosyal medya hesabı engellendi.
TÜİK'in 2026 verilerine göre nüfusun yüzde 92,3'ünün internet kullandığı Türkiye'de haberler ağırlıklı olarak sosyal medyadan takip ediliyor. Bu nedenle hesaplara getirilen engeller, haberin kendisi erişimde kalsa bile okura ulaşmasını fiilen engelliyor.
Hedefte kimler var?
Son aylarda erişim engeli getirilen hesaplar arasında gazeteciler, haber siteleri, akademisyenler, sendikacılar ve sivil toplum örgütleri bulunuyor. Evrensel Gazetesi, Kısa Dalga, ENAG kurucusu Prof. Dr. Veysel Ulusoy, siyasal iktisatçı İnan Mutlu, Prof. Dr. Barış Övgün, Umut-Sen kurucularından Başaran Aksu, ekonomi yazarı Uğur Gürses, oyuncu Orhan Aydın, gazeteciler İrfan Değirmenci, Şirin Payzın ve Hilmi Hacaloğlu ile Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu bunlardan bazıları. Bir kısmının hesabı erişime kapatıldı, bir kısmı hakkında ise karar verilmesine rağmen henüz uygulanmadı. Bu haberin yayımlandığı MLSA'nın X hesabı da erişime engellendi.
Engeller yalnızca haber içerikleriyle sınırlı değil. "Ailem Güvende" operasyonları kapsamında 292 kişiye ait 423 URL ile 96 internet sitesi ve sosyal medya hesabı erişime engellendi. Basına yansıyan bilgilere göre yatırım ve sermaye piyasalarına ilişkin paylaşım yapan, toplam takipçi sayısı 12 milyona ulaşan hesaplar hakkında da erişim engeli kararı verildi.
Dayanak: 5651 sayılı kanunun 8/Amaddesi
Kararların büyük bölümü, 5651 sayılı İnternet Kanunu'nun 8/A maddesine dayanıyor. Madde; yaşam hakkının, can ve mal güvenliğinin, milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ve genel sağlığın korunması gerekçeleriyle erişim engeli getirilmesine imkân tanıyor. Sulh ceza hakimliklerinin verdiği kararlar çoğunlukla aynı gün uygulanıyor; erişim engeline ilişkin haberler de zaman zaman aynı akıbete uğruyor.
Engelliweb raporuna göre önceki yıllarda ağırlıklı olarak Kürt ve sol görüşlü haber siteleri ile muhalif gazetecileri hedef alan bu maddenin kapsamı 2025’te radikal bir biçimde genişledi..Bu dönüşümün temel nedenlerinden biri de Anayasa Mahkemesi’nin 5651 sayılı Kanun’un kişilik hakları ihlali nedeniyle içerik çıkarılmasını düzenleyen 9. maddesini iptal etmesiyle oluşan hukuki boşluk.
Bilişim hukukçusu Gökhan Ahi, 8/A maddesini "muğlak bir İsviçre çakısı" olarak tanımlıyor. Ahi'ye göre madde engellemelere çok geniş gerekçeler sunuyor ve kararlar üzerinde etkili bir yargısal denetim yok: İtiraz süreci sulh ceza hakimliği aşamasında sona eriyor, kararlar bölge adliye mahkemesi ya da Yargıtay denetiminden geçmiyor. Ahi, son dönemde kararların toplu biçimde uygulanmasının, erişim engelini istisnai bir yargısal tedbir olmaktan çıkarıp olağan bir uygulamaya dönüştürdüğünü söylüyor.
Karar var, hesap sahiplerine bildirim yok
Hesabı engellenen kişiye ya da kuruma çoğu zaman yalnızca hakkında bir karar alındığı ve uygulandığı bildiriliyor. Kararı hangi hakimliğin verdiği, talebin kimden geldiği ve hangi paylaşımın gerekçe gösterildiği paylaşılmıyor. İtiraz etmek isteyen, önce bu bilgilere ulaşmak zorunda kalıyor.
Türkiye'de 20 yıldır dijital sansürle ilgili çalışan, İFÖD'ün kurucularından Prof. Dr. Yaman Akdeniz'in 18 yıldır kullandığı X hesabı da bu şekilde Türkiye'den erişime kapatıldı. Akdeniz, X'in Türkiye'de açık kalmasında rol oynayan Anayasa Mahkemesi (AYM) başvurusunun sahiplerinden biri. Karara itiraz edeceğini söyleyen Akdeniz, önce kararı veren hakimliği bulması gerektiğini anlatıyor:
"X biliyor, Siber Güvenlik Başkanlığı biliyor, talep eden merci de, savcılık ya da şahıs, o da biliyor. Ama ben bilmiyorum. Bu kararı Türkiye'deki 700'den fazla sulh ceza hakimliğinden hangisi verdi, bunu öğrenip itiraz edeceğim. Daha önce çok sayıda tweet'im engellenmişti, AYM'de 10-15 başvurum var. Bu engel için de başvuracağım."
soL Haber Genel Yayın Yönetmeni Yiğit Günay da benzer bir tablo aktarıyor. Günay'a göre engelleme talimatı mahkeme kararı beklenmeden doğrudan platforma iletiliyor ve yayın kuruluşu sürecin tarafı olarak görülmüyor: "Karar iletilmiyor, X de iletmiyor. Önce kararın hangi mahkemede alındığını öğrenmeniz, sonra gidip almanız gerekiyor ki sizi dosyanın parçası saysınlar. Saymayıp zorluk çıkaran mahkemeler de olabiliyor. Dolayısıyla itiraz süreci meşakkatli."
Kapanan hesap, açılan hesap
Engellenen kurumların bir kısmı yeni hesap açarak yayına devam etmeye çalışıyor; ancak yeni hesaplar da kısa sürede engelleniyor. soL Haber'in 924 bin takipçili X hesabı NATO Zirvesi öncesinde erişime kapatıldı. Site o tarihten bu yana dört kez engellendi ve şu anda beşinci hesabını kullanıyor.
Akdeniz ise yeni hesap açmayı düşünmüyor: "Açanlara bir şey demiyorum ama yeni hesabım da aynı tehlikeyle karşı karşıya kalacak."
“Sosyal medya platformları bugünün gazete bayileri”
Günay, hesap engellemelerini gazete bayisinin kapatılmasına benzetiyor: "Sosyal medya hesapları bir bakıma bugünün gazete bayileri. X yasakları da aslında şu: Bayi aranıyor, 'Şu gazeteyi satmayacaksın' deniyor. Üstelik arayan savcı değil, hakim değil. Yürütmenin parçası olan birileri engelletiyor, yaptırımdan sonra gidip mahkeme kararı çıkarttırıyor. Eğer bir haber suç teşkil ediyorsa buna karşı adım atılması gerekir. Ama haber duruyor, suç atfı yok, soruşturma, yargılama yok. Diğer platformlarda da ürün tezgâhta duruyor."
AYM daha önce verdiği çok sayıda kararda erişim engellerinin ölçüsüz olduğuna ve ifade özgürlüğünü orantısız biçimde sınırladığına hükmetti. Ancak uygulama sürüyor.
Prof. Dr. Ceren Sözeri, hesap engellemelerinin internet sitelerine ve haberlere yönelik engellerden ayrı düşünülemeyeceğini, birlikte ele alındığında sistematik bir tablo ortaya çıktığını söylüyor. Polis ve jandarmaya tanınan sanal devriye yetkisi daha önce AYM tarafından iptal edilmişti. Sözeri, buna rağmen engellemelerin ihbarlar üzerinden yürüyebileceğine dikkat çekiyor: "Hoşlanmadığınız birini ihbar ederek hesabını kapattırabiliyorsunuz. Belirlenmiş bir kriter, dayanılan bir yasa olmadığı için keyfi biçimde uygulanıyor. Öte yandan insanları dolandıranlar, şişirilmiş fonların sözcüsü haline gelenler bu devriyeye takılmıyor."
Gökhan Ahi'ye göre erişim engellerinin doğrudan etkisi kadar önemli bir sonucu da otosansür: "Hesabı kapatılanları sayabiliriz ama kaç gazetecinin hesabı kapanmasın diye otosansüre başvurduğunu ölçemiyoruz."
Akdeniz, müdahalelerin daha da artacağını düşünüyor: "Artık eleştiri istemiyorlar. Tartışmalı politikalarının konuşulmasını istemiyorlar. Bu mecrayı bize kullandırtmayacaklar."
Sözeri ise sözlerini şöyle tamamlıyor: "Belki bir gün sadece erişime engellenen haberler üzerinden bir Türkiye siyasi tarihi yazılır."

