MELTEM YILDIRIM
Filozofların çoğunlukla kutsallık atfederek yüzyıllardır tartıştığı yaşam hakkı, artık birçok ülkede ve de uluslararası olarak yasalarla tanınan ve korunan bir hak. Fakat Dünya’nın birçok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de bazılarının yaşam hakkı diğerlerinden daha kutsal olduğu gibi yaşam hakkı daha kutsal olarak görülenlerin ölümlerinden sonra da devam eden haklarına daha fazla saygı duyuluyor. Halen yaşam hakkı ihlal edilen,beden bütünlüğü içerisinde mezar ve yas hakkı korunarak gömülemeyen binlerce insan olması ise bunun en büyük kanıtı. Söz konusu “ötekiler” olunca yaşanan bu hak ihlallerinde medyanın da göz ardı edilemeyecek bir katkısı var. Bu katkılardan birisi olan medyanın kadın, LGBTİ+, politik birey ve mülteci ölümlerine dair geliştirdiği ihlalleri meşrulaştıran ayrıştırıcı nefret dilini, bu dilin hedefi olan kişilerin haklarının savunuculuğunu yapan isimler ile konuştuk.Medyanın kadın cinayetlerini ele alışı hala sorunlu

Medyanın, cinayet faillerinin savunma diliyle aynı dili kullanması ayrımcılığı devam ettiriyor

Nefret dili, makbul olmayanların ölülerine saygısızlık için de kullanılıyor

Mültecilerin nasıl görüleceğini medyada nasıl temsil edildikleri belirliyor
