Haberler

Pınar Gayıp: “Gazetecilik suç sayılıyorsa bu suçu işlemeye devam edeceğim”

Pınar Gayıp: “Gazetecilik suç sayılıyorsa bu suçu işlemeye devam edeceğim”

 

  • Cezaevi Portreleri yazı dizisinin ilkinde, MLSA’nın savunmanlığını üstlendiği ETHA editörü Pınar Gayıp cezaevinden gönderdiği yanıtlarla gözaltı anından koğuş hayatına uzanan deneyimini anlatıyor.
  • Gayıp, soruşturma dosyasında gazetecilik faaliyetlerinin suçlama konusu yapıldığını belirterek “Suç isnat edilen gazeteciliğim” diyor.
  • Gözaltı sürecinde yaşadıklarını anlatan Gayıp, bir kadın polisin tuvalette kendisini izlemek istediğini aktararak, polisin, “Tuvaletini yaparken, giyinirken seni izlemem gerek” sözlerinin aklına kazındığını anlattı.

MLSA – Cezaevi Portreleri
Türkiye’de son yıllarda ifade ve basın özgürlüğüne yönelik davalar, yalnızca mahkeme salonlarında değil, cezaevi koğuşlarında da tarihe iz bırakıyor. Gazeteciler, siyasetçiler, akademisyenler ve aktivistler kimi zaman bir haber, kimi zaman bir konuşma, kimi zaman da bir paylaşım nedeniyle özgürlüklerinden mahrum ediliyor. Dışarıda hızla akıp giden gündemin ortasında, içeride geçen zaman ise başka bir ritim tutturuyor.
Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), bu seride cezaevinde bulunan isimlere aynı sorular dizisini göndererek onların içeriden anlattıklarını kayda geçiriyor. Gözaltı anından ilk geceye, cezaevindeki gündelik rutinden dışarıyla kurulan bağlara kadar uzanan bu sorular, içerideki hayatın küçük ama belirleyici anlarını görünür kılmayı amaçlıyor.
Her mektup aynı sorularla başlıyor ama aynı hikâyeyi anlatmıyor. Bazı sorular yanıtsız kalıyor, bazılarına ise birkaç cümle yetiyor. Yine de ortaya çıkan metinler, cezaevi duvarlarının ardındaki deneyimi bütün yönleriyle ortaya koyuyor: bekleyişi, rutini, dayanışmayı ve içeride şekillenen zamanı.
“Cezaevi Portreleri” bu tanıklıkları olduğu gibi yayımlıyor. Yanıtlar değiştirilmeden, kısaltılmadan ve yorum eklenmeden aktarılıyor. Çünkü bir hikâyeyi anlatmanın en doğrudan yolu, sözü sahibine bırakmaktır.

Pınar Gayıp anlatıyor

ETHA Haber Ajansı’na yönelik operasyon kapsamında tutuklanan gazeteci Pınar Gayıp, hakkında yürütülen soruşturmanın odağında gazetecilik faaliyetlerinin yer alıyor. Dosyada bir gazetecinin günlük mesleki rutini sayılabilecek birçok başlık — adliye gündemini takip etmek, cenaze ve anmaları izlemek, görüntü almak, haber merkeziyle temas kurmak ve küçük para gönderimleri — sorgu sorularına konu ediliyor.

Savunmanlığını MLSA'nın üstlendiği Gayıp, hâkimlikte verdiği ifadede bütün bu faaliyetlerin gazeteciliğin doğal parçası olduğunu vurgulayarak suçlamaları reddetti. Kendisine yöneltilen iddiaların gazetecilik faaliyetlerinden ibaret olduğunu söyleyen Gayıp, tutukluluğunu da bu nedenle “siyasi bir süreç” olarak değerlendiriyor.

MLSA’nın cezaevindeki gazetecilere gönderdiği sorulara yanıt veren Gayıp, gözaltı anından cezaevindeki günlük rutine, içeride zamanın nasıl aktığından gazeteciliğe bakışına kadar pek çok başlıkta yaşadıklarını anlatıyor.

Gözaltı anı: “Tuvalette beni izlemek istediler”

Gözaltına alındığınız anda ne hissettiniz? Bekliyor muydunuz?
Uzun zamandır haberlerim nedeniyle yargı tehdidi altındaydım. O nedenle bir gözaltı ve tutuklama saldırısına hazırlıklıydım.

Kapınız çalındığında / ev basıldığında / çağrıldığınızda ne düşünüyordunuz?
Kapımız çalındığında hemen açmak için kapıya yöneldim. Çünkü polislerin amacı çıkardıkları gürültüyle kriminalize etmek. Bunun önüne geçmeye çalıştım. Darp etmelerini engellemek için onları sakinleştirmeye çalıştım. Yere yatmamızı, yüzümüzü duvara dönmemizi istediler. Bunun mümkün olmayacağını anlattım. Bu sırada çok ses çıkarmamaları gerektiğini, zaten evde olduğumu ve kapıyı onlara açtığımı söyledim.

Gözaltı sürecinde size en ağır gelen şey neydi: belirsizlik mi, muamele mi, beklemek mi?
Haberlerim nedeniyle defalarca gözaltına alındım, üç kez tutuklandım. Böyle bir hissiyatım olmamasıydı açıkçası.

O an gazeteci/siyasetçi kimliğinizle mi düşündünüz, yoksa sadece bir insan olarak mı?
Gazeteci kimliğimle… Her şeyi takip edip duyurmam gerektiğinin sorumluluğuyla yaklaştım.

“Bu da olacakmış” dediğiniz bir an oldu mu?
Evet. Kadın polis benimle beraber tuvalete gelip beni izlemek için ısrarcı oldu. Tek başıma tuvaletimi yapabilmek için direnmem gerektiğini hiç düşünmemiştim.

İlk geceyi nasıl geçirdiniz? Uyuyabildiniz mi?
Çok yorgun olduğum için uyudum.

O süreçte bir cümle, bir bakış, bir ses hafızanıza kazındı mı?
“Tuvaletini yaparken, giyinirken seni izlemem gerek.”

Tutuklama kararı: “Dosyada delil olarak gösterilen tek şey gazeteciliğim”

Tutuklama kararını duyduğunuzda ne hissettiniz?

Gözaltına alındığım ilk andan itibaren kesin tutuklanacağımı düşündüm.

Kararı beklerken umutlu muydunuz?
Süreç siyasi. Dosyada delil olarak gösterilen tek şey gazeteci oluşum. Tutuklamak için hazırlanan bir dosya.

Suç işlediğinizi düşünüyor musunuz?
Kesinlikle hayır. Suç isnat edilen gazeteciliğim. Bundan kesinlikle geri adım atmayacağım.

Cezaevinde bir gün: “İnanması güç ama 24 saat yetmiyor”

Bir gününüz nasıl başlıyor?
Sabah saat 07.00’de uyanıyorum. Sayımın ardından kitap okuma ve yazı yazma işlerim oluyor. Her gün mutlaka bir saat spor yapıyorum.

Sabahları ilk ne yapıyorsunuz?
Volta denen yürüyüşümü aksatmıyorum.

Okuyor musunuz? Ne okuyorsunuz?
Şu an Paris Düşerken serisini okuyorum.

Yazıyor musunuz?
Evet. Tutuklandığımdan beri iki yazı yazdım, bir söyleşi yaptım.

Spor yapıyor musunuz?
Her gün en az bir saat.

Zaman içeride nasıl akıyor?
İnanması güç ama 24 saat yetmiyor. Bu tamamen kişinin kendisini şartlamasıyla ilgili. Hayat dışarıdaki gibi akıyor. Sınırları biz çiziyoruz. Kitap okumak, yazı yazmak, spor, yürüyüş ve diğer tutuklularla sohbetle gün hızlı akıyor.

Dışarıyla bağ

Mektup almak nasıl bir duygu?

Mektup tutuklular için sınırsızlık anı.

Koğuş hayatı

Koğuşta kalanlarla ilişkiniz nasıl?

Siyasi koğuşta kalıyorum. Bu nedenle tutsaklarla her sohbet bir ders niteliğinde.

Adalet

Adalet sizin için ne ifade ediyor?

Adalet bugün egemenlerin kendi çıkarları için uyguladığı bir olgu. Somut örnekleri de biziz bugün. İtirafçıların gösterdiği haberlerimiz “örgüt üyeliği” sayılıyor.

Mesajlar: “Basına yönelik artan saldırılara karşı dayanışmayla yanıt veriyoruz”

Sizi yargılayanlara ne söylemek isterdiniz?

Gazeteci olduğumu, ETHA’nın editörü olduğumu zaten söylüyorum. ETHA’nın ayrıca yüzde 50 ortağıyım. Tüm resmi izlemelerde adım ve imzam var. Haberlerim ETHA editörü imzasıyla yayınlanıyor. Bu unvanla tüm programlara katılıyorum. İtirafçılara gerek yoktu. Ben ETHA editörüyüm.

Sizi destekleyenlere?
Dayanışmadan hiç şüphe duymadık. Basına yönelik artan saldırılara karşı dayanışmayla yanıt veriyoruz. Bu saldırıyı gören, sabahları ETHA’yı açan, yazı ve haberlerle destekleyen, adımızı anan herkese teşekkürler. Bu saldırılar devam edecek ve biz yine yanıtı yan yana durarak vereceğiz.

Topluma bir mesajınız var mı?
Biz gazeteciler halkın haber hakkı için, gerçeğe erişmeleri için mücadele ediyoruz. Ancak bu karşılıklı olduğunda güçlü olur. Sizlerin de gerçek habere erişim hakkı için mücadele etmeniz gerekir. Dolayısıyla biz gazetecilikte ısrar ederiz, siz de yalanlara karşı duran basın emekçileri ile birlikte mücadele edin.

Gazeteciliğin suç olmadığını bir cümleyle nasıl anlatırsınız?
Gazetecilik iktidar tarafından suç olarak görülüyorsa ben bu suçu işlemeye devam edeceğim. Bizi tutuklayarak susturmaya çalışanlara karşı üretimlerimiz sözümüzün pratiğidir.

Image

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) haber alma hakkı, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında faaliyet yürüten bir sivil toplum kuruluşudur. Derneğimiz başta gazeteciler olmak üzere mesleki faaliyetleri sebebiyle yargılanan kişilere hukuki destek vermektedir.