Haberler

Artvin iddianamesinde gazetecilik suç sayıldı: Jandarma savcı talimatı olmadan soruşturdu, yetkisiz savcı iddianame hazırladı

Artvin iddianamesinde gazetecilik suç sayıldı: Jandarma savcı talimatı olmadan soruşturdu, yetkisiz savcı iddianame hazırladı
  • Geçen yıl Haziran ayında gözaltına alınarak, 25 saatlik yolculukla karayoluyla Artvin’e götürülen gazeteciler hakkında iddianame hazırladı. 
  • Soruşturma jandarma tarafından savcı talimatı olmadan başlatıldı. Artvin Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianame, Artvin Ağır Ceza Mahkemesi tarafından “yetkisizlik” kararıyla İstanbul’a gönderildi. 
  • İddianamede gazeteciler, milletvekilleri ve avukatlarla görüşmek; çeviriler için telif almak, Signal uygulaması kullanmak ve hatta ‘ihtimaller’ dahi suç delili haline getirildi.
  • İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kabul ettiği davanın görülmesine 24 Kasım’da başlanacak. 

CANAN COŞKUN

Gazeteciler Semra Pelek, Eylem Emel Yılmaz, Dicle Baştürk, Metin Yoksu, Yavuz Akengin, çevirmen Melisa Efe ve internet sitesi geliştiricisi Ozan Cırık hakkında Artvin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “örgüt üyeliği” suçlamasıyla iddianame hazırlandı. İddianamede, “suç tarihi”, gazetecilerin savcılığa sevk edildikleri gün olan 13 Haziran 2025 olarak geçerken, “suç yeri” de Artvin olarak yazıldı. Ancak, Artvin Ağır Ceza Mahkemesi, “yetkili olmadığı” gerekçesiyle dosyayı İstanbul’a gönderdi. 

Gözaltında 25 saatlik yolculukla Artvin’e götürüdüler 

Hakkında dava açılan gazeteciler, geçen yıl 13 Haziran’da, Artvin jandarması tarafından gözaltına alınarak, karayoluyla 25 saat süren bir yolculukla Artvin’e götürülmüştü. 

Dört günlük gözaltı süresinin ardından gazeteciler Eylem Emel Yılmaz, Dicle Baştürk, Yavuz Akengin ve Ozan Cırık 16 Haziran’da tutuklanmış, yaklaşık bir ay cezaevinde kalmışlardı. Artvin Kapalı Cezaevi’ndeki tutukluluğu döneminde Yılmaz’a yatak verilmediği ve Yılmaz’ın yerde ve bir battaniyenin üstünde yatmak zorunda kaldığı DİSK Basın-İş sendikasının yaptığı açıklamayla ortaya çıkmıştı. 

Gazeteci Metin Yoksu ise soruşturma kapsamında 26 Haziran’da ifade vermek üzere gittiği Batman Adliyesi’nde tutuklanmıştı.

Baro Başkanı, gazeteciler ve milletvekilleriyle konuşmak suç delili sayıldı

Gazetecilere jandarmadaki sorgusunda gazeteciler, milletvekilleri, gazetecilik meslek örgütü temsilcileri, avukatlar ve hak savunucuları ile yaptıkları telefon görüşmeleri soruldu.

Gazetecilerin görüştüğü Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu için de “aranıyor” notu düşülmüştü. 

Gazetecilerin telefon görüşmesinin olduğu kişiler arasında gazeteci Hasan Cemal, DİSK Basın İş Sendikası’nın eski genel başkanı Faruk Eren, adli tıp uzmanı Şebnem Korur Fincancı, insan hakları savunucusu avukat Mehmet Raci Bilici ve İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyesi avukat Hürrem Sönmez, dönemin HDP milletvekilleri Oya Ersoy, Tayip Temel, Tuma Çelik ve dönemin CHP milletvekili olan şimdinin İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu da bulunuyor.

Yedi sayfa darbe anlatılıyor ama bağlantı yok 

Mali Suçlar Araştırma Kurulu Başkanlığı’nın (MASAK) 14 Şubat 2025 tarihli raporuyla gazetecilerin yaptıkları haber ve çeviriler karşılığında aldığı telif ücretleri suç delili haline getirildi.

Artvin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı 39 sayfalık iddianamenin ilk yedi sayfasında 15 Temmuz 2016’daki darbe girişimi sırasında yaşananlara yer verildi. Boğaziçi Köprüsü’nün kapatıldığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bombalandığı, Genelkurmay Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü üzerinde F-16 jetlerinin alçak uçuş yaptığı bilgilerinden sonra Fethullahçı Terör Örgütü’nün amacı ve örgütün hiyerarşik yapısına değinildi. 

Darbe girişimi sırasında yaşananların suçlanan gazetecilerle bağını kurmayan iddianamede, gazetecilerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yapılanması içinde olduğu iddia edildi.

Savcı talimatı yok, jandarma kendi kendine soruşturma başlattı

İddianameye göre, soruşturma Artvin İl Jandarma Komutanlığı TEM Şube Müdürlüğü’nün herhangi bir savcılık talimatı olmaksızın yaptığı açık kaynak soruşturmasıyla başladı. 

Ceza soruşturmasını başlatma ve yürütme yetkisi Cumhuriyet savcısına ait. Kolluk, yani polis ve jandarma, soruşturmayı savcının emir ve talimatları doğrultusunda yürütmekle görevli. Bu nedenle jandarmanın savcı talimatı olmadan kendi başına soruşturma başlatması hukuken mümkün değil. Artvin soruşturmasının ise jandarma tarafından savcı talimatı olmadan başlatıldığı iddianameyle ortaya çıktı.

Jandarma, çalışma kapsamında, İçişleri Bakanlığı’nın “gri kategorisinde” yakalama kaydı bulunan gazeteci Sevinç Özarslan’ın yurtdışında Fethullahçı yapının etkinliklerine katıldığını, haberlerini hem kendine ait mecrada hem de Kronos isimli internet sitesinde yayınlandığını, Kronos isimli sitede Fethullahçı yapıyla bağlantılı kişilerle ilgili içerikler bulunduğunu aktardı. Doğan Ertuğrul, Turhan Bozkurt ve Selahattin Sevi’nin Kronos’un kurucu, editör ve yazar kadrosunda olduğu belirtilen jandarma çalışmasında, bu kişilerin yurtiçinde ve yurtdışında bulunan kişilerden “destek” adı altında topladıkları, paraları yurtiçine aktararak maddi geliri bulunmayan kişilerin örgütten kopmasını engellemek için kullandıkları öne sürüldü. Jandarma daha sonra bu raporu Artvin Cumhuriyet Başsavcılığı’na yolladı.

Haber çevirileri için ödenen telifler suç delili sayıldı

Gazetecilere gözaltındayken Kronos internet sitesiyle ilgili suçlamalar yöneltildi. 

MLSA Dava Koordinatörü olan gazeteci Semra Pelek, 28 yıldır gazetecilik yaptığını ve çalışma hayatı boyunca Milliyet, Akşam ve Tempo dergisi gibi ana akım gazete ve dergilerde yargı muhabiri ve siyaset editörü olarak çalıştığını anlattı. Selahattin Sevi ile Aydın Doğan’ın sahibi olduğu dönemde Milliyet gazetesinde birlikte çalıştığını, o dönemde Selahattin Sevi’nin Milliyet gazetesinin Fotoğraf Servisi’nde foto muhabiri olduğunu anlattı. 

Pandemi döneminde işsiz bir gazeteci olarak hem evden çalışmak hem de geçimini sağlamak için sürekli yeni işler bulmak zorunda kaldığını anlatan Pelek, freelance ve parça başı pek çok farklı iş yaptığını söyledi. Bu süreçte ağırlıklı olarak Almancadan Türkçeye çeviri yaparak geçimini sağladığını belirten Pelek, aynı dönemde Kırmızı Kedi Çocuk Yayınları için çevirdiği çocuk kitaplarının da yayımlandığını aktardı. 

pelek ifafesinde, bu dönemde  Sevi'nin kendisini aradığını, fotoğraf üzerine kuracağı bir siteden bahsettiğini, sitenin hazırlıkları ile ilgili olarak kendisinden Alman basınında yer alan haberleri Almancadan Türkçeye çevirisini telif karşılığında yapıp yapamayacağını sorduğunu anlattı. Alman basınında çıkan haberleri Türkçeye çevirip Sevi’ye gönderdiğini aktaran Pelek, o dönemde Free Journalist (Özgür Gazeteciler) Derneği’nden yapılan ödemelerin bu çeviriler karşılığında yapılan telif ödemeleri olduğunu belirtti. Pelek, ifadesinde “Free Journalist derneğinin isminde şüphe uyandıracak bir durum yok ve yönetim kurulunun adli sicillerini bilmem mümkün değil” dedi.  

Pelek, Doğan Ertuğrul ile yine Aydın Doğan’a ait olan Tempo dergisinde aynı dönemde çalıştıklarını, Ertuğrul’u bu vesileyle tanıdığını aktardı ve Free Jornalist derneğinin yönetim kurulundaki diğer isimleri tanımadığını söyledi. 

Savcıya göre “Kronos’ta çalışma ihtimali” delil

İddianamede Pelek’in Kronos’ta çalıştığını ya da sitede imzalı haber yayımladığını gösteren somut bir delil sunulmadı.

Savcı, Pelek’in Kronos’ta çalışabileceğine ilişkin bir ihtimali suçlama konusu yaptı. İddianamede Pelek’in “her yere çalıştığım gibi Kronos’a da çalışabilirim” dediği ileri sürüldü. Ancak, Pelek’in ifadesinde böyle bir cümle yer almıyor. Böylece Pelek’in, gerçekleştiği ortaya konulmayan bir “çalışma ihtimali” ve ifadede bulunmayan bir cümle üzerinden suçlandı.

Gazetecilerle görüşmek de suçlama konusu

Pelek’e jandarma sorgusunda gazeteciler Nadire Mater, Hasan Cemal, Erol Önderoğlu, Faruk Eren,  Evrim Kepenek, Diren Yurtsever, Seyhan Avşar, Hayri Demir, Ozan Kaplanoğlu, Aziz Oruç, Ruşen Takva, Mimar Kaya ve Ramazan Yılmaz ile milletvekili Leyla Güven ile yaptığı telefon görüşmeleri sorulmuştu.
Bu kişilerin Jandarma sisteminde “silahlı terör örgütüne üye olma” ve “terör örgütü propagandası yapma” suçlarından kaydı olduğu belirtildi. Davaların sonuçlarına ilişkin hiçbir bilgiye yer verilmedi. 

Pelek, Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nde (MLSA) Dava Takip Koordinatörü olduğunu, hakkında ifade özgürlüğü kapsamında dava açılan gazeteci ve siyasetçilerle görüşmenin görev tanımı içerisinde yer aldığını ve hakkında dava açılan kişilerle görüşmeye devam edeceğini söyledi. 

Avukatıyla telefon konuşmaları da suçlamaya delil sayıldı 

Pelek’e ayrıca dönemin İstanbul Barosu Genel Sekreteri olan, avukatı Hürrem Sönmez ile yaptığı telefon görüşmeleri de soruldu. Sönmez de o sırada İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyeleriyle birlikte, baronun Suriye’de öldürülen gazetecilerle ilgili açıklaması nedeniyle açılan davada yargılanıyordu. 

Gözaltında MLSA Hukuk Birimi avukatı Didare Hazal Sümeli ile birlikte Pelek’i Nöbetçi Mahkeme’de temsil eden avukatlardan biri olan Sönmez, görüşmelerinin suç delili olarak gösterilmesine tepki gösterdi. Nöbetçi hakime, “Müvekkilimin benimle konuşması suç delili gibi gösterilmiş ama bakın ben burada, huzurunuzdayım” dedi ve masumiyet karinesini hatırlattı.

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, 9 Ocak 2026’da Kaboğlu ve Sönmz’in de arasında olduğu 10 yönetim kurulu üyesinin beraatine karar verdi. Artvin’e götürülen gazeteciler de şimdi İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak.

Skype ve Signal suç delili sayıldı

Pelek’in el konulan bilgisayarı ve telefonunda yapılan incelemede bulunan sıradan iletişim kayıtları da suçlama konusu yapıldı.

İddianamede, Pelek’e Skype üzerinden gönderilen bir görüşme bağlantısının Doğan Ertuğrul, Selahattin Sevi ve Ermeni gazeteci Alin Ozinian’a da gönderilmiş olması suç delili gibi sunuldu. Bu görüşmeye dair bir kayıt iddianamede yer almadı.

Benzer şekilde, Alman vatandaşı senarist ve yönetmen Bülent Gençdemir’in Pelek’e Signal uygulaması linki göndermesi de iddianameye girdi. Savcı, FETÖ üyelerinin ByLock yerine Signal kullandığını ileri sürdü.

Oysa Gençdemir, Pelek’in 2025’te Alman kamu yayıncısı ZDF için birlikte belgesel çektiği bir yönetmendi. Üç bölümlük belgesel serisinde, Antalya ve Alanya’da öldürülen Alman turistlerin cinayetlerinin Türk kolluk kuvvetleri ve yargısı tarafından nasıl çözüldüğü anlatıldı. Çekimler sırasında Gençdemir’in Pelek’e gönderdiği Signal linki, bu mesleki iletişimden bağımsız olarak suç delili sayıldı. 

İddianamede, Gençdemir’in FETÖ üyesi olduğuna ilişkin herhangi bir tespit bulunmamasına rağmen, Signal linki göndermesi Pelek aleyhine delil olarak değerlendirildi.

İddianamede yer alan şüphelilerden bir diğeri de çevirmen Melisa Efe. Efe, ne Free Journalist isimli derneği ne de Kronos internet sitesini bildiğini söyledi. Efe’nin telefonunda yüklü olan sohbet uygulaması Signal onun için de suçlama haline getirildi.

Gazetecilik ve haber sitesi editörlüğü suçlama konusu  

İddianamede suçlanan bir diğer gazeteci Yavuz Akengin ise savunmasında, 2013-2016 yılları arasında kayyım atanana kadar Zaman gazetesinde muhabir olarak çalıştığını, daha sonra farklı, telifli çalıştığı freelance işler yapmak zorunda kaldığını anlatmıştı. 

Akengin, Zaman gazetesinden tanıdığı Selahattin Sevi’nin teklifiyle Kronos adlı haber sitesinde 2020 yılında telif karşılığı çalışmaya başladığını, burada editörlük yaptığını ve bir süre Velev adlı internet sitesine de haber gönderdiğini söylemişti.

Gazeteci Dicle Özarslan da Kronos internet sitesinde editörlük yaptığını, burada yaptığı haberler karşılığında aldığı ücretin yurtdışındaki Free Journalist isimli dernek tarafından gönderildiğini söyledi. Buradaki işinden Ocak 2025’te ayrıldığını söyleyen Özarslan, gazeteci Yavuz Baydar’ın kurduğu internet sitelerinde 2023 yılında kısa bir süre çalıştığını aktardı. Özarslan’ın telefon görüşmesi yaptığı kişilerden avukat Efkan Bolaç’ın “terör örgütü propagandası” yapmak suçlamasıyla hakkında arama kararı olduğu iddia edildi.

Gazeteci Eylem Emel Yılmaz ise 2018-2019 yılları arasında Ahval isimli internet sitesine ve 2019 yılında Kronos haber sitesine telifli haber yaptığını anlattı. Yılmaz, buranın yanı sıra Journo, Yeşil Gazete, Euronews Türkçe ve Independent Türkçe internet siteleri için de telif karşılığı röportaj ve haber hazırladığını aktardı.

Kabul etmediği iş nedeniyle yargılanıyor

Gazeteci Metin Yoksu da Kronos internet sitesine birkaç kez telif karşılığında haber yaptığını söyleyerek, Selahattin Sevi’nin kendisine iş teklif ettiğini ancak, çalışma şekli uygun olmadığı için kabul etmediğini aktardı.

Özellikle çevre ve ekoloji haberleriyle adını duyuran Metin Yoksu, serbest gazetecilik yapıyor.  

Gönderdiği 300 liralık deprem yardımı da suçlama konusu 

Davada yargılanacaklardan biri de internet sitesi geliştiricisi Ozan Cırık. 

Cırık, 2018 yılında Doğan Ertuğrul ile görüştükten sonra Kronos internet sitesinin bakımını ve aksayan hususlarıyla ilgili çalışmak için anlaştığını, bu çalışmanın 2025 yılı başlarında bittiğini söyledi. 

Cırık, Şubat 2023’teki Maraş depremlerinden sonra depremzedeler için yürütülen yardım çalışmalarına katılmıştı. Cırık’ın jandarma sorgusunda gönüllülere gönderdiği 300 TL suç unsuru olarak dosyaya girmişti.

İlk duruşma 24 Kasım’da yapılacak

Yetkisizlik kararıyla Artvin Ağır Ceza Mahkemesi tarafından İstanbul’a gönderilen iddianame İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 

Davanın görülmesine 24 Kasım’da başlanacak. 

Gazeteciler hakkında Haziran 2025’ten beri yurtdışı yasağı ve imza şartı getiren adli kontrol kararları itirazlara rağmen kaldırılmadı. 

Semra Pelek ve Yavuz Akengin’in savunmanlığını üstlenen MLSA Hukuk Birimi, gazetecilerin ihlal edilen haklarının giderilmesi için Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.  

Image

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) haber alma hakkı, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında faaliyet yürüten bir sivil toplum kuruluşudur. Derneğimiz başta gazeteciler olmak üzere mesleki faaliyetleri sebebiyle yargılanan kişilere hukuki destek vermektedir.