Gazeteci Tuğçe Yılmaz’ın “Türk milletini alenen aşağılama” suçlamasıyla yargılandığı davada ikinci duruşma görüldü. İlk duruşmadan yaklaşık 4,5 ay sonra yapılan celsenin ardından dosya bu kez de yaklaşık 6 ay sonraya bırakıldı.
MLSA - Gazeteci Tuğçe Yılmaz hakkında, Bianet’te yayımlanan bir haber nedeniyle “Türk milletini alenen aşağılama” (TCK 301) suçlamasıyla açılan davanın ikinci duruşması İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Duruşmada savcı esas hakkındaki mütalaasını sunarak Yılmaz’ın cezalandırılmasını talep etti. Yılmaz’ın avukatları mütalaaya karşı savunma hazırlamak için süre istedi. Mahkeme, bu talebi kabul ederek duruşmayı 20 Ekim saat 10.00’a erteledi.
Dosyada ilk duruşma 2 Aralık’ta yapılmıştı. İkinci duruşmanın yaklaşık 4,5 ay sonra görülmesinin ardından, yeni duruşma tarihiyle birlikte dava bu kez de yaklaşık 6 ay sonraya bırakıldı. Böylece dava süreci toplamda yaklaşık 10,5 aya yayıldı. Uzun erteleme süreleri, adil yargılanma hakkı açısından tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Duruşmaya Tuğçe Yılmaz ile avukatları Deniz Yazgan ve MLSA Hukuk Birimi’nden Didare Hazal Sümeli katıldı. Duruşmayı RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ile CPJ Türkiye Temsilcisi Özgür Öğret, MLSA ve Punto24 gözlemcileri izledi.
Ne olmuştu?
Bianet editörü Tuğçe Yılmaz hakkında, “Türkiyeli Ermeni gençler anlatıyor: 109 yıldır süren yas” başlıklı söyleşi nedeniyle TCK 301 kapsamında dava açıldı. Yılmaz, ilk duruşmada yaptığı savunmada yargılanmasının gazetecilik faaliyetlerinden kaynaklandığını belirterek, “Yargılanmak istenen mesleğimdir” dedi.
Haberin ardından CİMER’e yapılan bir ihbar üzerine başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan Yılmaz, ifade özgürlüğü kapsamında gazetecilik yaptığını ve suçlamaların hukuki temelden yoksun olduğunu ifade etti. Avukatları da hem soruşturmanın yasal süresinde açılmadığını hem de CİMER başvurusunun hukuken geçerli bir şikâyet sayılamayacağını savundu.
İlk duruşmada mahkeme, savcının esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için dosyayı ertelemişti.

