• Duruşma salonunda polislerin bulunmasına itiraz reddedildi, hâkim savunmalar sırasında avukatların sözünü kesti.
• Sanıklar gözaltında çıplak arama, cinsel şiddet ve kötü muameleye maruz kaldıklarını anlattı.
Rabia Çetin
İstanbul Acıbadem’de 22 Haziran 2025’te düzenlenen 11. İstanbul Trans Onur Yürüyüşü sırasında gözaltına alınan 36 kişi hakkında “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması Anadolu Adliyesi 12. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada avukatların SEGBİS kaydı alınması talebini reddeden hâkim, hem sanıkların hem de avukatların sözünü keserek “Zihnen çok yorgunum, kimseyi uzun uzun dinleyemem” dedi.
Yaklaşık 6 saat süren duruşma 15 dakika gecikmeyle başladı. İlk duruşmada 18 sanık hâkim karşısına çıktı. Kalan 18 kişinin duruşmasının ise perşembe günü görülmesi planlandı.
Salonun yetersizliği nedeniyle avukatların büyük salon talebi kabul edilmedi. İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi ile İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi duruşmayı gözlemci olarak takip etti.
Duruşma salonunda polisler de yer aldı
Hâkim, sanıklar ve avukatlar dışında ailelerin, gözlemcilerin ve gazetecilerin duruşmayı takip etmesine izin vermedi. Avukatların itirazı üzerine sınırlı sayıda izleyici ve gazeteci salona alınabildi. Duruşmada üniformalı polisler de hazır bulundu. Avukatların ve sanıkların polislerin dışarı çıkarılması talebi reddedildi.
Kimlik tespitinin ardından söz alan avukatlar Serhat Alan ve Gülyeter Aktepe, dosyadaki delillerin toplandığını belirterek tüm sanıklar hakkında derhal beraat kararı verilmesini talep etti.
Büyük salon ve SEGBİS talebine ret
Aktepe ayrıca salonun fiziki koşullarının yetersiz olduğunu belirterek sanıkların ve avukatların ayakta kaldığını söyledi ve büyük salon ile SEGBİS kaydı talebinde bulundu. Mahkeme derhal beraat, büyük salon ve SEGBİS taleplerini reddetti.
“Gözaltı aracında hakaret ve şiddete maruz kaldık”
Sanıklardan Betül Göktepe savunmasında şunları söyledi:
“O gün arkadaşımla sokakta yürürken bizi takip eden iki erkekten kaçtık. Peşimizden siyah bir araçla gelerek kimliklerimizi istediler. Kim olduklarını bilmediğimiz için kimliklerimizi vermedik. Bizi alıkoymaya çalışarak kimliklerimize ve eşyalarımıza el koydular. Bizi araca bindirip Kadıköy Polis Karakolu’na götürdüler. Karakolda üst aramasından sonra gözaltı nedenini söylemeden ters kelepçeyle gözaltı aracına bindirdiler. Gözaltı aracında hakarete maruz kaldık. Karakolda kadın polislerden biri çıplak arama yapmaya çalıştı. Tepki gösterince şiddete maruz kaldım. İddianamede bahsi geçen pankartları taşımadım. Polisin ‘dağılın’ çağrısını duymadım. Valiliğin yasaklama kararından haberim yoktu.”
“Çıplak arama ve cinsel şiddete maruz kaldım”
Sanıklardan Es Yılmaz gözaltı sürecinde yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Yürüyüş alanından uzakta, yürüyüş saatinden dört-beş saat önce arkadaşımla yürürken GBT bahanesiyle sivil araçlar tarafından durdurulduk. Kimlik beyanında bulunduğum hâlde gözaltına alındım. Telefonuma el konuldu, polis aracında mesajlarım okundu. Gökkuşağı renkli anahtarlığıma ‘delil’ denilerek el konuldu. 12 saatin sonunda avukatımla görüşebildim. Karanlık bir odada çıplak aramaya ve kadın polisin tacizine, cinsel şiddetine maruz kaldım. Gözaltındayken diğer şüphelilerin tecavüz tehdidine maruz kaldık. 18 yaşımdan beri Onur Yürüyüşleri’ne katılıyorum ve yaşamım boyunca katılmaya devam edeceğim. Ancak o gün sokakta fişlenerek gözaltına alındım.”
“Gözaltına alınmadık, kaçırıldık”
Sanıklardan Ezgi de gözaltı sırasında kendilerine söylenenleri şöyle aktardı:
“Acıbadem’de arkadaşlarımla yürürken beyaz bir araç önümüzü kesti. Polisler GBT bahanesiyle bizi bekletti. Ardından çevik kuvvet getirip çembere aldılar. Neden gözaltına alındığımızı sorduğumuzda ‘tipiniz sebebiyle’ dediler. Gözaltına alınmadık, kaçırıldık. Gözaltı aracında tacize uğradık. Transların yaşam hakkı başta olmak üzere haklarımızın ihlal edilmesine karşı yürümek anayasal bir haktır.”
“Ters kelepçe ve kötü muamele”
Sanıklardan Göktuğ da gözaltı sürecinde yaşananları anlattı:
“Arkadaşlarımla yürürken sivil polisler tarafından etrafımız sarıldı. Yasaklama kararı bildirilmeden kaba kuvvet kullanılarak gözaltına alındık. Gözaltında hiçbir ihtiyacımızı karşılayamadık. Bir arkadaşımız çıplak aramaya maruz kaldı. Polisin ‘dağılın’ uyarısı yoktu.”
Hazal ise savunmasında şunları söyledi:
“İddianamede suç sayılan Sırrı Süreyya’nın pankartını taşımak varken gözaltına alınma nedenimizin tipimizin beğenilmemesi olduğu söylendi. Emniyette ve gözaltı aracında psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kaldık. Maruz kaldığımız işkence insanlık onuruna aykırıdır.”
“Avukat da işkenceyle gözaltına alındı”
Sanıklardan avukat Kardelen Başak Altınsoy savunmasında şöyle konuştu:
“Müvekkilime müdahale eden polisleri görüntülemek için telefonumu çıkardım. Bu sırada çevreden gelen kişiler saldırdı. Baro kimliğimi göstermeme rağmen polis müdahale etmedi. Saçlarımdan sürüklenerek gözaltına alındım. İçeride bir amir, polis memurlarına ‘Buna özel muamele yapın’ dedi. Çıplak arama yapıldı.”
Duruşma arasında savcı değişti
Avukat Kardelen Başak Altınsoy’un savunmasının ardından duruşmaya verilen 30 dakikalık arada dosyanın esas savcısının rahatsızlandığı ve duruşmaya katılamadığı bildirildi. Yerine başka bir savcı görevlendirildi.
Avukatlar: “İşkence ve hukuksuz gözaltı var”
Sanık avukatlarından Arya Dilan Vargün iddianamenin kolluk tutanaklarının kopyalanmasıyla hazırlandığını söyledi:
“Yargılama maddi gerçeği ortaya çıkarmak için değil, siyasi saiklerle yapılmakta ve düşman hukuku uygulanmaktadır. Bu iddianame, kolluk tarafından oluşturulan tutanağın kopyala-yapıştır edilmesiyle hazırlanmıştır. Dosyadaki tek delil polis tutanağıysa kimseye ceza verilemez.”
Vargün ayrıca Esra’nın telefonuna hukuka aykırı şekilde el konulduğunu belirtti:
“Müvekkilimizin telefonuna zorla el konulmuş, herhangi bir karar olmadan incelenmiştir. Hukuka aykırı şekilde elde edilen telefonun iadesini, yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasını ve beraat kararı verilmesini talep ediyoruz.”
Avukat Vargün savunma yaparken hâkim sözünü keserek “Zihnen çok yorgunum, kimseyi uzun uzun dinleyemem” dedi. Bunun üzerine Vargün tekrar SEGBİS kaydı talebinde bulundu ancak talep reddedildi.
Avukat Lütfi Sabri Batı ise şunları söyledi:
“Herhangi bir eylem yapılmadan kendi hâlinde yürüyen insanlar polis tarafından alınmıştır. Gerçekleşmeyen bir eylemden 2911 sayılı Kanun’a muhalefet suçu çıkarılamaz.”
Avukat Gülyeter Aktepe yasaklama kararının ayrımcı olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Sokakta yürürken basit bir şüpheyle gözaltına alındılar. Kadıköy Kaymakamlığı keyfi bir kararla yurttaşların anayasal haklarını kısıtlayamaz. Yasaklama kararındaki ‘genel ahlak’ gibi ifadeler açıkça ayrımcıdır.”
“İşkence yapan polisler hakkında soruşturma açılsın”
Avukat Serhat Alan ise şunları söyledi:
“Savcılığın hukuki dayanağı olmadan kişisel görüşlerini iddianame hâline getirmesi ayrımcılık yasağının ihlalidir. Tüm müvekkiller hakkında beraat kararı verilmesini talep ediyoruz.”
Avukat Mücahit Eren Kutluk da gözaltı sırasında yaşananlara dikkat çekti:
“Müvekkilim avukat Kardelen işkence yasağı ihlal edilerek gözaltına alınmıştır. Güç kullanımında sınır aşılmıştır. Bu polisler hakkında soruşturma açılması gerekir.”
İşkence yapan polisler hakkında suç duyurusu talebi reddedildi
Savunmaların ardından duruşmaya ara karar için ara verildi. 10 dakikalık aranın ardından mahkeme, duruşmaya katılmayan biri avukat dört kişi hakkında zorla getirme kararı verdi. Üç kişi hakkındaki yurt dışına çıkış yasağını kaldırdı. 11 sanığın duruşmalardan vareste tutulmasına karar verdi. Polisler hakkında suç duyurusunda bulunulması talebini reddetti. Telefon iadesi ve hukuka aykırı delillerin dosyadan çıkarılması taleplerini de reddetti.
Mahkeme duruşmayı 12 Mart saat 10.30’a erteledi.
Polisten adliye çıkışına kadar takip
Duruşma sonrasında mahkeme kapısında bekleyen üniformalı polisler, sanıkları ve avukatları adliye çıkışına kadar takip etti.

