Raporlar

9 Mart Haftası: İfade Özgürlüğü Davaları ve Diğer Gelişmeler

9 Mart Haftası: İfade Özgürlüğü Davaları ve Diğer Gelişmeler

  • Bu hafta 47 kişi hâkim karşısına çıktı. 36 kişinin yargılandığı Trans Onur Yürüyüşü davası, 8 eski HDP milletvekilinin dosyası ve 3 gazetecinin yargılandığı davalar öne çıktı.
  • Haftanın en ağır cezaları gazetecilere verildi. Ahmet Altan’a 4 yıl 6 ay, Nazlı Ilıcak’a 3 yıl 9 ay, Enver Aysever’e ise 10 ay hapis cezası verildi.

  • Geç başlayan duruşmalar, yetersiz salonlar, savunmaların kesilmesi, gözlemcilere zorluk çıkarılması, polis varlığına itirazların reddi ve davaların yeniden ertelenmesi adil yargılama ihlalleri olarak öne çıktı.

  • 402 sanıklı İBB davasında da adil yargılama ve reddi hâkim tartışmaları yaşandı. Gazetecilerin salonda “kör noktaya” alınmak istenmesi duruşmaların aleniyeti tartışmasını büyüttü.

 

Haftanın en dikkat çekici duruşmalarından biri, 22 Haziran 2025’te İstanbul Acıbadem’de düzenlenen 11. İstanbul Trans Onur Yürüyüşü sırasında gözaltına alınan 36 kişi hakkında açılan davanın ilk celsesiydi. Anadolu 12. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada salonun küçüklüğü, gözlemcilerin içeri alınmak istenmemesi, savunmalar sırasında hakimin sanıklar ve avukatların sözünü sık sık kesmesi ve duruşma salonunda polislerin çıkarılmaması öne çıktı. Sanıklar hakkında uygulanan adli kontrol tedbirleri sürerken, dosya sanık sayısının fazlalığı gerekçesiyle ikiye bölünerek ertelendi; yargılama 12 Mart’a bırakıldı.

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen yeniden yargılamada gazeteciler Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak hakkında karar çıktı. Yargıtay’ın bozma kararının ardından “örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme” suçlamasıyla süren davada mahkeme, Altan’a 4 yıl 6 ay, Ilıcak’a ise 3 yıl 9 ay hapis cezası verdi; böylece haftanın en ağır mahkûmiyet kararı bu dosyada verildi.

Küçükçekmece 30. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada gazeteci Enver Aysever, bir video yayını nedeniyle “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla ilk kez hakim karşısına çıktı. Mahkeme Aysever’e 10 ay hapis cezası verdi, ardından tahliyesine karar verdi. Böylece hafta bir gazeteci hakkında hem mahkûmiyet hem de tahliye kararıyla kapanan bir başka dosyaya da sahne oldu.

Silvan 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ve sekiz eski HDP milletvekilinin yargılandığı davada ise bu hafta da karar çıkmadı. Sanıkların katılmadığı 16. duruşma, eksik hususların giderilmesi gerekçesiyle 3 Haziran’a ertelendi; dosya bir kez daha kararsız kaldı.

Gazeteciler 'kör noktaya' itilmek istendi

Bu hafta görülen ve "tarihi dava" olarak nitelendirilen İBB davasında da yargı baskısının kapsamını genişletti. Aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 402 sanığın yargılandığı İBB davasının ilk gününde adil yargılama ve reddi hakim tartışmaları öne çıktı; dosya haftanın en büyük toplu yargılaması olarak kayda geçti.

İBB davasının duruşmalarında gazetecilerin çalışma koşulları da tartışma konusu oldu. Duruşmaya verilen arada Ekrem İmamoğlu’na kısa sorular yönelten gazetecilerin ardından heyet, jandarmadan aldığı bilgi doğrultusunda gazetecilerin salonda yargılamayı takip etmelerini zorlaştıracak bir noktaya alınmasını istedi. Gazeteciler kararın gerekçesine dair açıklama yapılmadığını ve duruşmayı sağlıklı biçimde izleyebilecekleri koşulların sağlanmadığını belirtti. Avukat Fikret İlkiz, cezaevi yerleşkelerinde kurulan büyük duruşma salonlarında gazetecilerin sayısının sınırlandırılması ve salonda yargılamayı duymalarının zor olduğu noktalara yerleştirilmelerinin uzun süredir devam eden bir sorun olduğunu söyledi. Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti de uygulamanın duruşmaların aleniyeti ilkesine ve halkın haber alma hakkına aykırı olduğunu belirterek tepki gösterdi.

Haftanın diğer gelişmeleri de ifade özgürlüğü alanındaki baskının yalnızca duruşma salonlarıyla sınırlı kalmadığını gösterdi. İBB davasının Marmara Cezaevi’ndeki duruşmasında çekilen görüntülerin sosyal medyada paylaşılması üzerine soruşturma başlatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Ekrem İmamoğlu’nun paylaşımlarının yer aldığı “Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi” adlı sosyal medya hesabı hakkında “cumhurbaşkanına hakaret” ve “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” iddiasıyla soruşturma açtı.

Haftanın diğer gelişmeleri

Diyarbakır’da gösterilen “Aurora’nın Doğuşu” adlı animasyon film nedeniyle sinemacı Rojhilat Aksoy hakkında TCK 301 kapsamında dava açılması da haftanın kültürel ifade alanına uzanan önemli gelişmelerinden biri oldu; dosya Ermeni soykırımı anlatısının yargı konusu yapılması bakımından öne çıktı.

Hafta içinde yayımlanan MLSA’nın Sansür Yasası Davaları Raporu ise, TCK 217/A davalarının yüzde 72’sinde sanıkların gazeteci olduğunu ortaya koyarak, yargılamanın bizzat cezalandırma aracına dönüştüğünü gösterdi.

Erişim engelleri cephesinde ise Velvele’nin eski X hesabı Türkiye’den erişime engellendi; petrol fiyatlarının artabileceğine dair ekonomi içerikli paylaşımlar BTK kararıyla erişime kapatıldı; “Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi” X hesabına 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesi kapsamında erişim engeli getirildi; son olarak Mezopotamya Ajansı’nın Instagram hesabı da erişime kapatıldı.

9 Mart haftasının tablosu, bir yandan toplu davalarda savunma hakkını zorlayan duruşma koşullarını, diğer yandan gazeteciler ve siyasetçiler hakkında süren ceza yargılamalarını, bunun yanında da soruşturmalar ve erişim engelleriyle genişleyen bir baskı alanını ortaya koydu. Hafta boyunca mahkemeler yalnızca karar veren yerler değil, uzun yargılamanın ve usuli baskının da sürdüğü mekanlar olarak öne çıktı.

Image

Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) haber alma hakkı, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü alanlarında faaliyet yürüten bir sivil toplum kuruluşudur. Derneğimiz başta gazeteciler olmak üzere mesleki faaliyetleri sebebiyle yargılanan kişilere hukuki destek vermektedir.